Bayram Çocukları

Bayram çocukları geldi bugün kapımıza. Ellerindeki poşetlerin içi şeker, çikolata ve para dolu olan. Öyle güzel kutladılar ki bayramımızı. Gönlümüzden...

Masal: Evini Kaybeden Kuş

    Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal, pireler berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngı...

Telefon Sapığı

Bu yazıyı bilgisayarımı kurcalarken tesadüfen buldum. Yazdığımı hatırlıyorum ancak zamanını kestiremedim. Yedi sekiz yıl önce olmalı. Eski hırka cebin...

Masal: Altın Bulut

  Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal pireler berber ben babamın beşiğin tıngır mıngır sallar iken büy...

Yaşam

Bayram Çocukları

Bayram çocukları geldi bugün kapımıza. Ellerindeki poşetlerin içi şeker, çikolata ve para dolu olan. Öyle güzel kutladılar ki bayramımızı. G...

Hikaye

Kırık Kollu Berjer Koltuk

    Cavidan; o gün alış veriş yapması gerektiğinden işten biraz erken çıktı.  Akşam ...

Kültür

Nasıl Yazdım?

  Kitaplarımın yolculuğundan bahsetmek istiyorum bu yazımda. Birkaç kişi “Nasıl başladın kitap yazmaya?”diye sorunca ben de çocuk ki...

Gezi

Komşuda Üç Gün (Yunanistan)

    Hem yurtdışı olsun, hem yakın mesafe hem de kısa süreli bir tatil olsun diyenlerdenseniz hemen yanı başımızda komşumuz Y...

Videolar

Fısıldayan Zeytin Ağacı

Fısıldayan Zeytin Ağacı

Fısıldayan Zeytin Ağacı "Ayza, Kazdağları’nda yaptıkları kısa tatilde zeytin ağacının önemini keşfediyor. Anneannesinin çocukluğunun geçti...

Bayram Çocukları

Bayram çocukları geldi bugün kapımıza. Ellerindeki poşetlerin içi şeker, çikolata ve para dolu olan. Öyle güzel kutladılar ki bayramımızı. Gönlümüzden kopacak harçlıkların heyecanı sarmıştı o güzel suratlarını. Kimileri maskeliydi kimileri maskesiz. Maskesiz olanların dişleri görünüyordu gülerken. Kah tamam kah eksik. Bazıları çarpık. Bir süre baktım yüzlerine. Onlar da bana. Bayram harçlığı peşinde hayatını kaybeden çocuklar geldi aklıma. Sıkı sıkı tembihledim benimkilere. “Sakın kimsenin elini öpmeyin. Virüs var. Sakın kimsenin evine girmeyin. Gel size şurada burada şeker vereceğiz diyen hiç kimsenin peşine takılıp gitmeyin.” çocuklar bakakaldılar torbalarının içine bırakılan harçlıkları bile fark edemeyerek. Bayram sevincimizi gölgeleyen bu olaylar bir an önce bitsin artık. Bitsin ki bayramlarımızı bayram gibi kutlayalım

Masal: Evini Kaybeden Kuş

 

 

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal, pireler berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken kocaman bir şehirde yaşayan minicik, sevimli mi sevimli  bir Serçe kuşu varmış. Bu tatlı kuşun adı Serçecikmiş.

Serçecik;  kocaman şehirdeki bir mahallede yemyeşil yapraklı güzel bir ağacın üzerindeki evinde ailesi, komşuları, akrabalarıyla bir arada mutlu mutlu yaşıyormuş. Ağaç evleri o kadar güzelmiş ki hele ilkbahar geldi mi; mis kokulu taze yapraklar arasında arkadaşlarıyla saklambaç oynamak en büyük eğlenceleriymiş.

Bir sabah henüz uykusunun en tatlı yerindeyken büyük bir sarsıntıyla uyanmış. Yuvalarının bulunduğu ağaç evleri şiddetli bir şekilde sallanıyormuş. Sallanırken de bir sağa bir sola doğru eğiliyormuş. Serçecik yatağından kalkıp dalların arasından aşağı doğru bakınca bir de ne görsün?

Devamını oku ►

Telefon Sapığı

Bu yazıyı bilgisayarımı kurcalarken tesadüfen buldum. Yazdığımı hatırlıyorum ancak zamanını kestiremedim. Yedi sekiz yıl önce olmalı. Eski hırka cebinde para bulmuş gibi sevindim.

 

Telefon Sapığı

Şu evren hakikaten bizi dinliyor galiba.  Buna bir kez daha inandım. Geçen akşam bir kaç eski kız arkadaş toplanmışız çay içiyoruz. Laf döndü dolaştı ilk gençlik yıllarımıza geldi. O zamanki başımızdan geçen ilginç ve iz bırakan olayları konuşurken  birden kendimizi telefon sapıklarımızı konuşurken buluverdik. İşte, senin sapık ne yapıyordu, benim sapık ne diyordu derken gülüştük, eğleştik ve artık böyle şeylerin olmadığına şükrettik. Gerçi artık daha farklı sapıklar var ama neyse… Sapık konusu kapandı gitti.

Devamını oku ►

Masal: Altın Bulut

 

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal pireler berber ben babamın beşiğin tıngır mıngır sallar iken büyük bir şehirde yaşayan adı da Ayza olan bir kız çocuğu varmış.

Ayza;  hayatta en çok dağları, ağaçları ve kuşları severmiş. En büyük hayali ise okul arkadaşları ile birlikte bir kamp gezisi yapmakmış. Henüz on yaşında bir çocuk olduğu için çok otoriter, dediğim dedik büyükannesi onun tek başına bir kamp gezisine katılmasına izin vermiyormuş. Ayza’nın annesi ve babası ne kadar uğraşsalar da bu inatçı büyükanneyi bir türlü ikna edemiyorlarmış.

Bir gün akşam üzeri telefon çalmış. Arayan büyükannenin çocukluk arkadaşı Fatma Nineymiş. Uzun uzun konuşmuşlar.  İki arkadaş bu baharda Fatma Nine’nin köyünde buluşmak üzere sözleşmiş.

Devamını oku ►

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter