Başı Öne Eğik Gençlik…

 

Ülkeleri genç nüfusları ileriye taşır. Gençlik umuttur, gelecektir. Bazı ülkeler doğum oranları çok düşük olmasından dolayı daha fazla çocuk sahibi olabilmeleri için  aileleri teşvik ediyorlar. Hani  oralarda insanlar neredeyse devamlı çocuk doğurarak  yapılan yardımlarla yaşamlarını belli bir seviyede sürdürebilirler.. Ülkemizde şimdilik böyle bir ciddi sorun görünmüyor. Şehir kökenli genç evliler ile kırsal kökenli genç evliler arasında bu dengede bazı bozulmalar olsa da yeni nesil fazla doğum yapmıyor. Kadının sosyal yaşamın içinde olması, çalışması, üretimde daha fazla yer alması  gibi sebeplerle bizim ülkemizde de yavaş yavaş doğum oranı düşüş gösterdiğinden  hükümetimiz bu konu ile ilgili bazı teşvik önlemleri almaya başladı. Neyse ki  şimdilik bizim genç nüfusumuz yerinde. Ama bu gençlerin hali nicedir dersek biraz durup düşünmemiz gerekecek.

Devamını oku ►

Erguvan Zamanı

Çocukluk yıllarında okumuş olduğumuz kitapların ilerleyen yıllarda hayatımıza yön verebileceğini hiç düşünemezdim…Yıllar önce okuduğum erguvan ağaçları hakkında yazılmış romanlardan sonra şimdilerde her Nisan-Mayıs aylarında da gözlerim İstanbul Boğazı’nın iki yakasını süsleyen pembe morumsu bu ağaçları izler ve bu ağaçları konu alan romanlardaki hikayeleri arar hatta o olayları yaşamak isterim…
Devamını oku ►

Hunter…

 

Beykoz,  Anadolufeneri’ndeki yazlık evimizin ilk kedisiydi. Büyümüş haliyle kapımıza gelmiş, allem etmiş kallem etmiş bizim eve yerleşmişti.  Her sabah biz uyanmadan önce gün ağarırken bir kuş avlar, avladığı hayvanı getirir iç bahçe kapımıza bırakır, biz hayvanı görene kadar da başında beklerdi. Sanırım kendince bize armağan verirdi. Kuşlar için çok üzülürdük ancak kedinin bunu yapmasına yaşamı boyunca engel olamadık.  Güçlü, iri bir erkek kediydi.  Av yapmasından dolayı ona Hunter adını takmıştık..

Hunter, tüm hayvanlarımız gibi özgür bir yaşam sürüyordu. Biz hayvanlarımızı asla bir yere kapatmadık, zincirlemedik.. Onlar bir eve ve sahiplerine bağlı ama olabildiğince özgürdüler.. Ne yazık ki özgür gezmesi onun bulaşıcı bir hastalığa yakalanmasına sebep olmuştu.

Devamını oku ►

Ve Perdee…

Bir yaşam bilimi ve toplum sanatıdır tiyatro. Bazı insanlar “Tiyatro”yu  hep bir oyun olarak değerlendir ve inanmadıkları bir eylem ve söylemle karşılaştıklarında;

“bana tiyatro yapma”

gibi bir yaklaşım içerisindedirler. Oysa Tiyatro böylesine bir özdeşleşmeyi haketmiyor. Evet tiyatro sahnelenirken bir oyun olarak izleyicisine ulaşıyor; ancak bu oyun içinde hayatı barındırıyor. Hayatta güzellikler, çirkinlikler, sevinçler, üzüntüler, şanssızlıklar v.s…. bir sürü olgu var. Tiyatroyu bu kadar olgu içinde düzenbazlıkla eşleştirmenin bir eğitim sorunu olduğunu düşünüyorum… Oysa Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara beraber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.

Devamını oku ►