21 Mart…

 

 

 

21 Mart 2013, İstanbul…

Çok kutlanacak şey var bugün….

Dün gece erken sayılabilecek bir saatte yatmama, öğle saatlerine varmamıza rağmen hala uyku gözlerimden akıyor desem yeridir…Neden diye düşünürken bir baktım ki bugün ” Dünya Uyku Günü” imiş.  Benim bundan haberim yok ama metabolizmam gündemi yakından takip ediyormuş…. Yapacak işi olmayanlar yatsın uyusun…

Ne çok yüklenmişiz 21 Mart’a..

Devamını oku ►

Kont…

 

Siz hiç köpeğinizle dans ettiniz mi? Onu karşınıza alıp konuştunuz mu? Birlikte  sandal sefası yaptınız mı? Denize birlikte  atlayıp yüzdünüz  mü? Ben yaptım.

Kont.

İlk köpeğimiz Fındık’ın torunu,  Garip’in yavrusu..

Yeni yeni yürümeye başladığında boynuna kırmızı bir kurdele bağlayıp bahçemize saldıktan iki gün sonra çalındı. Çalınmasından bir hafta sonra yine boynundaki kırmızı kurdelesiyle beraber üç sokak ötemizde  tesadüfen karşımıza çıkınca 15 yıl süren bir beraberlik kaldığı yerden devam etti.

Devamını oku ►

Hoşgeldin Mimoza…

 

 

İstanbul’da Mart ayında ellerinde şiir gibi sarı çiçekli mimoza buketleriyle  yüzlerinde huzur ve dinginlikle yürüyen insanlar görürseniz bilinki Adalar’dan geliyorlardır. İstanbul’un doğa harikası bu mutena semtin  halk arasında kısaca  Adalar dediğimiz Prens Adaları’nın   geçmiş yıllardan beri süre gelen İstanbul’a kattığı anlam bir başkadır. Cefası ve sefası boldur Adaların.. Adalar ile ilgili yazı yazmaya kalkarsak ne zaman yeter ne yazacak yer…

Devamını oku ►

Kadınına Sığınanlar…

 

”Hastalarının yanından uzaklaştıkları anda oynadıkları rolden sıyrılıp gerçek  sıkıntılarıyla ve nefretleriyle  yüzleşiyorlardı.  Ölmek üzere olan kocalarının yanındayken pür neşe, umut dolu, sanki hastaneye değil de tatil köyüne ya da kaplıca tedavisine gelmişler gibi yapıyorlardı. Çoğu elli yaşın üzerindeydi. Ama  yine de gece gündüz uykusuz  ve yorgun olmalarına rağmen   genç kız edasıyla yaşamı kendilerine zehir etmiş,  bazen dövmüş , çoğunlukla aldatmış, aç bırakmış kocalarının yanında hepsi birer sevgi böceği, müşvik eş görünümünde,  aslında hepsi birer  oyuncuydu.  Kocalarına son günlerini yaşadıklarını belli etmemek , hızla iyileştiğine inandırmak için  öyle bir oynuyorlar ki rollerini  gösterdikleri sevgi, şevkat ile hepsi ödül alır iyi bir yönetmenin elinde. Bu büyük oyuncuların hiç birinin adı sanı belli değil.  Onlar mütevazi, çilekeş ev kadınları.  Aslında  oyunculukla alakası olmayan ama çuvalla paraları götüren oyuncucuklardan daha iyi rol yapıyorlar. Ölmek üzere olan kocalarına umut ve yaşam enerjisi aşılayarak hayata bağlıyor,  son günlerini rahat bir şekilde geçirmelerini sağlıyorlar.

Devamını oku ►