Antakya, Hatay Gezisi…

 

 

Antakya, Hatay…

Yaşamın şekillendiği yer…

Çocukluğum Hatay’lı bir aileyle komşuluk, dostluk yaparak geçti. Yaşamıma yön veren birçok değerin ilk tohumları bu ilişkide atıldı. Sevmenin en gerçeğini, dostluğun en hasını, yardımlaşmanın en içtenliğini onlardan öğrendim. Halen tüm aile bireyleri kalbimin baş köşesinde dururlar. Yıllar yılları kovaladı. Yolum bu sefer başka bir Hatay’lı aileyle kesişti. Yine aynı duygularla sarmalım. Bu memleketin havası mı, suyu mu insanları böylesine özel kılıyor çözemedim gitti. İşte bu merakımın peşine takılıp, bir uçak biletine iliştirdiğim özlemlerimle dostlarımın topraklarına yolculuk hazırlığına başladım.

Hava ve yol durumlarını öğrenip, minik valizime üç beş kıyafet koyup, yürüyüş ayakkabılarım, kalemlerim, ses kayıt cihazım, bandanalarım (en rengârenklilerinden), güncem, fotoğraf makinem ve de iki kitabımla hazırım. Notlarımı son kez kontrol ediyorum. Gezilecek yerler sıralanmış, eş, dost siparişleri tamamlanmış. Kendi alış veriş listem de hazır. Yanıma da buldum benimle gezecek arkadaşlar. O zaman başlasın yolculuk. Devamını oku ►

Eleni ve Sevgilisi…

 

 

 

 

Eleni. Çok güzeldir.

Bir o kadar da ağırbaşlı. Hani derler ya,  hanım hanımcık. İşte tam da öyle.

Sessizdir. Hep yere bakar gözleri. Seslenirsen, nazlı nazlı başını kaldırır bakar sana, boncuk yeşili  sürmeli gözleriyle.

Rum bir ailenin yanında büyümüş. Ona Eleni ismini koymuşlar. Mahalleli de pek seviyor. En yakın arkadaşı otoparkçı Oktay. Onun yanından hiç ayrılmaz. Oktay sessiz, efendi, içine kapanık bir delikanlı. Belki de bu yüzden çok iyi anlaşıyorlar. İki sessiz kalp birleşip kocaman bir dünya yaratmışlar. Oktay, ha bire bir şeyler anlatır Eleni’ye. O da başı önünde dinler.

Ofisimin karşısında  ufak bir park var. Bütün gün orada otururlar. Yaz, kış demez yarenlik ederler. Yağmurlu günlerde şeffaf bir şemsiyenin altında buluşur gözleri. Oktay usulca başını okşar Eleni’nin. Ben de uzaktan izlerim bu mutlu tabloyu. Yanlarına gitmek isterim, ama çekinirim. Rahatsız etmek istemem.

Bu sabah fark ettim ki  Eleni kendine bir sevgili bulmuş. Bulmuş da, Eleni’ye bir haller olmuş.  O sakin, sessiz  Eleni gitmiş yerine fingirdek, cilvekeş biri gelmiş. Yürümesi bile  değişmiş.

Devamını oku ►

Shoes…

 

You had bought these  for me in the middle of summer, that remembers november, same as today.I had creeped when ı took them out of box and touched their soft and velvety leather..What was the thing that had made me creeped?İt was cold in air or it was the magic of love or it was you?I couldn’t know that at the moment.I had wanted to put that shoes on everytime ı met u and ı did…I wanted to give the same worth to you that u had given me.It was the first present from you to me.It made me so happy gave me luck all the time.
In old times the shoes which be loved by the person who hust died was left to the door by the lovely people of death person and that shoes got lost immidiatly becouse a man gets it for his need.The lovely peole pray for the death person and wished that hopefully shoes had taken by somebody who realy need it.Tomarrow we are going to get marry.ı leave my shoes to the door with my prays and wishes that pair of shoes gave me happiness ı hope the person going to find them will be happy too:)

Translater: Esin Özdemir

 

Oya ENGİN/29.09.2014, İstanbul…

Asuman ve Necmettin…

 

 

Adamın cep telefonu horoz gibi öttü. Bu sesi duyunca bir gülme tuttu beni. Ellimi ağzıma kapatarak geçiştirdim. Gülmemi görsünler istemedim.

Telaşla açtı. Horoz sesi sustu. Yüksek tonlu, heyecanlı bir konuşma başladı.

“Ben de seni arayacaktım abi.”

Hal hatır soruldu.

“Çok sinirliyim şu an abi. Sabah kapıyı vurdum çıktım. Nerdeyse dövüşüyorduk. Yok bitti abi bu iş. Devam etmez. Dün gece ablası girdi araya. Kadın taaa Ankara’lardan kaç kere aradı. Yok abi yok. Moralim çok bozuk. “

Devamını oku ►