Yeditepe İstanbul Öykü Kitaplarım

 

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarında Ceylan Yayınları standında “Yedi Tepe İstanbul Öyküleri” isimli çalışma içinde iki çocuk kitabım yayınlanıyor.

Kitaplarımın isimleri,

DENİZ KOKULU ŞEHİR ve ANNEANNEMİN GİZEMLİ FOTOĞRAF KUTUSU

07 Kasım 2015 ve 08 Kasım 2015 tarihlerinde  saat 12.00-15.00 arasında Salon No: 3 ,  509 C no.lu stand da  kitaplarımı siz değerli okurlarım için imzalayacağım.

Sanmayın kitaplar çocuklar için. Evet çocuklar için yazdım ancak her yaştaki okuyucuya sesleniyor…

Sevgilerimle….

 

Oya ENGİN/ 26 Ekim 2015, İstanbul.

 

 

Keşke…

 

K e ş k e.

Beş harfli bir kelime.

Hatta üç harften meydana geliyor.

Belki de sebep olduğu olayları sık sık tekrarladığımızdan mıdır nedir, o da kendi içinde tekrara düşmüş…

Çocukken annelerimiz arkadaşlarımızla oynamak için sokağa çıktığımız zaman arkamızdan sıkı sıkı tembihlerdi.

“sakın kapının önünden  bir yere ayrılma” diye…

Biz de ne yapardık? Hep bir fırsatını bulup başka kapıların önünde gidip, oralarda  oynamayı isterdik. O başka kapıların cazibesi bizi çeker sürüklerdi. Kapılardan vazgeçtim başka mahallelere, başka evlere gitmek için can atardık.

Meğerse kendi kapımızın  önü  ne kadar  da güvenliymiş…

Devamını oku ►

Adres Arayan Kadın….

 

 

 

Ofisimde çalışıyorum. Kapıda bir kadın belirdi. Elinde taşıdığı poşetleri kapı ağzına bırakıp cep telefonuna bakarak,

KADIN: Merhaba, burada bir ….atölyesi varmış?
BEN: Evet, yan binada.
KADIN: Sağolun,  dedi  ve gitti. Beş dakika sonra geri geldi.
KADIN: Pardon, atölyeyi bulamadım. Sokağın başından beşinci binaymış.
BEN: Evet, (çabucak binaları zihnimden saydım.) beşinci  bina yanımızdaki.  Kadın adresi bana okudu. Evet tam da yan bina.

Devamını oku ►

Cami Avlusu…

 

 

Her sabah Üsküdar’da işe giderken bir cami avlusunda vakit geçiriyorum. Çarşıya açılan kemerli arka kapısından başımı hafifçe eğerek geçip, denizle kucaklaşmanın hemen öncesinde sağ taraftaki kabirlerle göz göze gelip avluya giriyorum. Yaşamın devamlı olmadığını, mutlak ve mutlak zamanı gelince bu aleme veda edeceğimizi her gün yeniden idrak ediyorum.

Benim gibi bir çok telaşlı ayak yanımdan geçip gidiyor. Ama ben cami avlusuna girince biraz mola veriyorum. Önce deniz havasını soluyorum. Doğadan yüklendiğim negatif enerjileri, oksijende bulunan pozitif enerjiyle yer değiştiriyorum. Sonra avluda içerilere doğru ilerlemeye başlıyorum. Sabah serinliğinde buranın atmosferinin tadını çıkarmak çok keyifli. Caminin konumu nasıl da güzel, mimarisi, manzarası, hikâyesi…

Devamını oku ►