O6 Mayıs 2013, İstanbul… Bugün Hıdrellez.. Çocukluğumuzun büyük heyecanlarından.. Günler öncesinden hazırladığımız anlık dilekler ve çoğunlukla da gelecek hayatımızla ilgili güzel ,temiz, saf dileklerimizi yazdığımız kağıtları, çizdiğimiz resimleri dualar eşliğinde büyük gül saksılarımızın dibine yerleştirir, dallarına asardık. Sabah ezanından sonra kalkıp dilekleri kontrol ederdik. Eğer dilekler yerinde yoksa kabul edileceğine, eğer yerlerinde duruyorsa umutların bir sonraki Hıdrellez zamanına saklanacağına inanırdık. Ben hep iki katlı pembe panjurlu ev resimleri çizerdim. Bahçesinde rengarenk çiçekleri olan. Şimdilerde düşünüyorum da o yıllarda mutluluğun tarifi iki katlı pembe panjurlu evlerdi. Filmlerde, romanlarda kafamıza bu yerleştirilmişti. Sanki pembe panjuru olmayan evde yaşayanlara mutluluk haramdı. Yıllar içinde yani büyüdükçe öğrenecekmişiz ki panjur da pembe de ev de bizim beynimiz, gönlümüz ve hayata bakış açılarımızmış. |
Category: Kültür
Çocukluğumun Hıdrellez’i…
Kayseri Kete’si…
Ülkemizin her yöresinde farklı farklı, leziz yemekler pişiyor ve çoğunun da bir hikayesi oluyor. Bazı yemekler her yörede yapılıyor ancak adları ve sunumları başka olabiliyor.
Kişisel tercihim hep yöresel mutfaklardan yana olmuştur. Alanya’da “Külütlü Çorba, Antakya’da ” İç ” (çok bilinen adı kısır), Şanlıurfa’da “Yumurtalı Çiğköfte” veya Akçaabat’ta “Dible” yemek başka bir keyiftir. Ben burada bir çok yörede yediğim ” Kete” den bahsetmek istiyorum. Kayseri li bir arkadaşımın evine ilk gittiğimde ikram etmişti bana kendi yöresinde pişen keteyi. ilk kez yemiyordum. Tadı hemen hemen diğer yediklerimle aynıydı. Ancak güzel ve ilginç bir hikayesi vardı.
Ve Perdee…
Bir yaşam bilimi ve toplum sanatıdır tiyatro. Bazı insanlar “Tiyatro”yu hep bir oyun olarak değerlendir ve inanmadıkları bir eylem ve söylemle karşılaştıklarında;
“bana tiyatro yapma”
gibi bir yaklaşım içerisindedirler. Oysa Tiyatro böylesine bir özdeşleşmeyi haketmiyor. Evet tiyatro sahnelenirken bir oyun olarak izleyicisine ulaşıyor; ancak bu oyun içinde hayatı barındırıyor. Hayatta güzellikler, çirkinlikler, sevinçler, üzüntüler, şanssızlıklar v.s…. bir sürü olgu var. Tiyatroyu bu kadar olgu içinde düzenbazlıkla eşleştirmenin bir eğitim sorunu olduğunu düşünüyorum… Oysa Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara beraber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.
Hoşgeldin Mimoza…
İstanbul’da Mart ayında ellerinde şiir gibi sarı çiçekli mimoza buketleriyle yüzlerinde huzur ve dinginlikle yürüyen insanlar görürseniz bilinki Adalar’dan geliyorlardır. İstanbul’un doğa harikası bu mutena semtin halk arasında kısaca Adalar dediğimiz Prens Adaları’nın geçmiş yıllardan beri süre gelen İstanbul’a kattığı anlam bir başkadır. Cefası ve sefası boldur Adaların.. Adalar ile ilgili yazı yazmaya kalkarsak ne zaman yeter ne yazacak yer…




Son yorumlar