Anadolu Feneri…

Anadolu Feneri Köyü…

İstanbul Boğazı’nın  Karadeniz’e dönen köşesinin kıyısında Anadolu yakasındaki son köyü. Birçok kişinin bilmediği, adından bahsedilince çoğunun  Anadolu Hisarı veya Anadolu Kavağı’yla karıştırdığı şirin, güzel, sakin (pazar günleri hariç), bir çok ailenin birbiriyle akraba olduğu, sokaklarında dolaşırken İstanbul’da olduğunuzu  unutuverdiğiniz , hâlâ çocukların dışarıda özgürce oynayabildiği, güzel komşuluk ilişkilerinin kaybolmadığı, günün her saatinde insanların birbirleriyle selamlaştığı,  bir görenin devamlı gelmek istediği küçük bir balıkçı köyü.

Devamını oku ►

Partallı…

Patlıcan herkes tarafından sevilip, hemen hemen her evde pişen bir sebze. Her yörede başka başka şekillerde ve lezzetlerde pişirilip sofralarımıza konuyor. Ülkemizde bolca tüketilen patlıcanın aslında pişiriliş olarak bilinen fakat lezzet olarak farklı bir şeklini sizinle paylaşmak istiyorum. Yemeğin benim bildiğim ve ailemizdeki adı  PARTALLI… Kendi mutfağımda da sıkça yaptığım bu yemeği ben batının zeytinyağlı patlıcan kebabı olarak adlandırıyorum. Devamını oku ►

Doğum günü…

Doğum günleri hangi yaşta olursak olalım bir heyecan vesilesi.  Ya da bana öyle geliyor. Ben yaşamım boyunca kendimi sevmeye çalıştım. Hep mücadele ile dolu bir serüvenim olduğu için zorluklar arasında hep mutlu olmak için kendime vesileler yaratmaya çalıştım.

Mutluluk öyle havadan gelmiyor. Ya da gidip bir yerlerden satın alamıyorsunuz. Bence mutluluğu kendimiz yaratıyoruz. Aynı mutsuzluk gibi. İnsanı ele geçirmesine ya izin verirsiniz ya da vermezsiniz. Her duyguda olduğu gibi. Her işin başı insan..Ve o şahane beynimiz.

Devamını oku ►

Çocukluğumun Salıncağı…

Salıncakların çocukken  benim için anlamı ne kadar büyüktü. Bir çok çocuk için de  öyledir herhalde. Annemin elinden tutarak yürürken bir parkın yanından geçiyorsak eğer  çekiştire çekiştire kadıncağızı salıncağa doğru sürüklediğimi hatırlarım.  Bazen annem istekle beni parka sokar salıncağa bindirir bazen de hiç istemezdi.   O zaman ona çok kızardım. Hatta bazen nefret ederdim. Biraz sallanmaktan ne çıkardı ki? Salıncağın tahtasının üzerine oturunca kendimi bulutların üzerine kadar yükselip kuşlarla yarenlik edecek gibi hissettiğim zaman ne kadar mutlu oluyordum.