Film Gibi…

12.01.2013 , Başıbüyük…

Yazılarımı belli bir süreklilikte yazmaya başladığımdan beri bazen araya ufak hikayelerde kattığım oluyor. Bu hikayelerin bazıları kurgu bazıları gerçek yaşam hikayeleri. Yazarken birilerinin  onları okuyacağını biliyordum. Ancak bir hastaya mutluluk kaynağı olacağı hiç aklıma gelmemişti.

Babam şu aralar çok hasta. Yine hastanede yaşam savaşı vermekteyiz. Ancak bu sefer işimiz biraz zor gibi. Doktorlarımız dirençli ve inatçı bir vakayla karşı karşıya olduğumuzu söylüyorlar. Onlarda zorlandı bu kez. Ya biz kazanacağız ya biz diyorlar. Vaka ve doktorlar arasındaki inatçı çekişmenin seyrini yakından izlemekte yine her zamanki gibi bana düştü.

Devamını oku ►

SB Fotoğraflar…

 

Fotoğraf çekmeyi de fotoğraf izlemeyi de çok severim. Bu sevginin yaşamımda var olmasında dayımın çok büyük payı oldu. Onun fotoğraf tutkusuna tüm çocukluk yıllarım boyunca şahitlik ettim. Fotoğraf tutkunlarının çok iyi bildiği karanlık odanın büyülü ortamını ve dayıma yardım edişimi hala özlemle hatırlarım.

Küvetlerin içine maşa yardımıyla nazikçe bırakılan özel kağıtlar üzerine çekmiş olduğunuz fotoğrafın önce belli belirsiz yansıması daha sonra belirginleşmesi ve bu varoluşu yavaşça ağır ağır izlemek, bir fotoğrafın doğuşuna yardım etmek küçük dünyamda bana sonsuz ufuklar açmıştır.

Devamını oku ►

Simit Sevgisi…

 

Zengin, fakir, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar simit sevmeyen insan  pek azdır. Bana yurdunu anlat dendiğinde bir çok kişi simitten bahsetmeden geçmez.  Bu leziz untitledsusamlı halka adeta ülkemizin sembollerindendir. Adı, şekli, tadı şehirden şehire değişse de  simit bizim baş yiyeceklerimizden olmaya devam edecek gibi görünüyor.  Hele de yanında demli bir çay biraz da peynir…  İşte o zaman değmeyin keyfine.

Simit sevgisi herkesin çocukluk yıllarında başlar.  Her çocuk mutlaka evinde  ya sabah kahvaltısında ya sokakta oynarken, okul çıkışı  ya da akşam ailesiyle birlikte simit yeme keyfine varmıştır. Evde yapılması pek mümkün olmayan bir yiyecektir. Yapılsa da her zaman aynı lezzet tutturulamıyor. Yani  sureti aslını yaşatamıyor.

Devamını oku ►

Uzun, Geniş Balkonlar…

martiYine çam ağaçlarının çevrelediği  deniz manzaralı uzun geniş balkonlarda martılara yemek artıkları ve ekmek atma zamanlarından birindeyim. Koah hastalığının ailemizi ilk ziyaret ettiği zaman 1994 yılında gene böyle bir yılbaşı arifesindeydim. O zamanlar bu hastalığın ne olduğunu bile bilmiyorken meğer en ağır ataklarından birini geçiriyormuş babam. Şimdilerde devre dışı kalan  Heybeliada Sanatoryumu’nda tedavi göreceğimizi öğrendiğimizde neyle karşılaşacağımızı bilemeyerek üç kişilik aile  minik valizlerimizle hep birlikte hastanenin yolunu tutmuştuk.

Devamını oku ►