Sarı Yaz…

 

 

Eylül.Sonbaharın ılık ve sarı yüzü.

Eylül deyince aklıma gelen bir kaç şeyi sıralayıverirsem.  Mehmet Rauf’un kaleme aldığı Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı. Türkan Şoray ve Cihan Ünal ikilisinin yaşadıkları aşkla ünlenen filmlerden birinin kadın kahramanı.  Alpay’ın muhteşem yorumundan “Eylül’de Gel” şarkısı.  Gençliğimin, eğitim yaşamımın  en buhranlı zamanları. 12 Eylül darbesi. Turuncu akşam üstlerine eşlik eden ılık yağmur damlaları. Keloğlan’ın padişah kızına şifa olan tarhanaların güneşe serilmesi. Vişne reçeli.  İncir. Kınalı yapıncaklar, çilli çilli.  Ihlara Vadisi. Kleopatra Plajı. İlle de Bodrum. Prag. George Bernard Shaw, “Dünyada cenneti arayanlar Dubrovnik’e gelmeli” demiş, ne de iyi etmiş. Kazdağları, Sarıkız’ın kazları. Ahtapot salatası, deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması ve favanın tadına da bakarım diyorsan doğru Cunda…

Devamını oku ►

Yürüyen Merdiven…

 

 

Kadın telaşlı adımlarla metro istasyonuna girdi, turnikede akbilini okuttu, yeni kurulan güvenlik aletlerinin içinden hızla geçti, geçerken güvenlik görevlisi kızla göz göze geldi. Birbirlerine belli belirsiz tebessüm ettiler.

Upuzun merdivenin başına gelince biraz soluklandı. Hareket eden metal oluklu basamağa adımın attı, yürüyen kol bandına tutundu, bekledi. Düşünceleri de ayakları gibi hızlıydı. Yürüyen merdivenle ilk tanıştığı gün geldi aklına. Kızılay’da o dönemlerin en ünlü mağazasında binmişti. Yedi yaşındaydı. Kardeşinin geçirdiği ağır hastalık sırasında annesi onu dayısının yanına katmış  “Kızı oyala, bir şeyler yap, ben ilgilenemeyeceğim,” demişti. Dayısı onu ertesi gece trene bindirmiş Ankara’ya götürmüştü. Mavi Tren vardı o zaman. Haydarpaşa Tren İstasyonu’ndan kalkardı. Saat 23.05 dedi mi geceyi bölen düdük sesi ve homurtularla yola çıkardı. Eniştesinin sorduğu bilmece geldi aklına. “Bir yolcu gece tren giderken elindeki yüzüğü pencereden düşürürse istasyona varınca nerede düşürdüğünü nasıl anlar?” Düşünmüş, düşünmüş bulamamıştı. Eniştesi ipucu vermişti. “Say, tıkır, tıkırları,” Saymıştı tren kalkar kalkmaz, hiçbir şeyi kaybolmadığı halde. Belki de sabaha kadar sayacaktı uykusu gelmeseydi. Devamını oku ►

Ay Işığında Oynayan Balıklar

Ay Işığında Oynayan Balıklar

“12 Yaşındaki Maya, Boğaziçi’nin küçük bir balıkçı köyünde geçirdiği yaz tatili sonunda yaşamı boyunca sürecek
dostlukların temelini atıyor. Yaşadığı birbirinden keyifli olaylarla, hem doğa sevgisi hem de insan ilişkilerine
bakış açısını değiştiriyor.

Bazen bir balıkçı oluyor, bazen bir düş bahçesinde geziyor bazen de fantastik bir şehre yolculuk yapıyor. Tüm bunları yaparken Hikâyeci Osman’ın anlattığı birbirinden ilginç Boğaziçi hikâyelerini dinleyerek, yüzyıllar boyunca İstanbul Boğazı’nda yaşananları öğreniyor.”

httpss://www.youtube.com/watch?v=6yd3nLNZkC0

Yayınevi : Ceylan Çocuk
1. Baskı : 2016
2. Baskı : 2017
ISBN : 978-605-90388-1

Hasta Ziyaretçileri…

 

 

Sağlıklı bir insanın sabah uyandığı zaman görmek istediği en güzel manzaralardan biri pencerelerimizin arkasında bize yansıyor. Önümüzde uzayıp giden deniz manzarası, karşı kıyıdaki binalar, ağaçlar, martılar, gemiler, balıkçı tekneleri… İşte bildiğiniz Boğaziçi…

Hastam ağır bir zatürre geçiriyor. Boğazın tepelerindeki bu hastaneye yatırıldık. Yer bulmada çekilen zorluk neticesi üç kişilik bir odada alakasız bir servise kapı dibinde bir yatağa yerleştik. Güzelim manzara gözümüze görünmüyor, sadece hava ışıldadı mı, güneş battı mı, şu saat serum saati, işte iğnemiz geliyor… Bunlarla ilgileniyoruz.

Devamını oku ►