Category: Yaşam

Karatay ile zayıfladım…

 

Karar verme süreci

Canan Karatay ismi;  hakkındaki muhalif sesler yükselmeye başladığı zaman ilgimi çekti.  Birileri birilerine saldırmaya başlarsa iç güdüsel olarak mağdurun yanına geçer olayları izlemeye başlarım. İşleri öğrendikçe saf değiştirmelerim de oluyor tabi.

Canan Karatay. Baktım, şeker mi şeker bir kadın. Öğrettikleriyle fazla kilolarla ve dolayısıyla beslenme bozukluğu sebebiyle oluşan hastalıklarla mücadele ettiriyor. Doğal söylemleriyle insanları bilgilendirmek için çabalıyor. Üstelik profesör. Yani akademisyen. Yani eğitimli. Yani uzman. Yani öylesine ünlü olmuş biri değil.  Bilimsel destekli konuşuyor. Başladım  kendisini takip edip, beslenme sistemini araştırmaya…

En kolay internetten faydalanabilir Devamını oku ►

Keşke…

 

K e ş k e.

Beş harfli bir kelime.

Hatta üç harften meydana geliyor.

Belki de sebep olduğu olayları sık sık tekrarladığımızdan mıdır nedir, o da kendi içinde tekrara düşmüş…

Çocukken annelerimiz arkadaşlarımızla oynamak için sokağa çıktığımız zaman arkamızdan sıkı sıkı tembihlerdi.

“sakın kapının önünden  bir yere ayrılma” diye…

Biz de ne yapardık? Hep bir fırsatını bulup başka kapıların önünde gidip, oralarda  oynamayı isterdik. O başka kapıların cazibesi bizi çeker sürüklerdi. Kapılardan vazgeçtim başka mahallelere, başka evlere gitmek için can atardık.

Meğerse kendi kapımızın  önü  ne kadar  da güvenliymiş…

Devamını oku ►

Adres Arayan Kadın….

 

 

 

Ofisimde çalışıyorum. Kapıda bir kadın belirdi. Elinde taşıdığı poşetleri kapı ağzına bırakıp cep telefonuna bakarak,

KADIN: Merhaba, burada bir ….atölyesi varmış?
BEN: Evet, yan binada.
KADIN: Sağolun,  dedi  ve gitti. Beş dakika sonra geri geldi.
KADIN: Pardon, atölyeyi bulamadım. Sokağın başından beşinci binaymış.
BEN: Evet, (çabucak binaları zihnimden saydım.) beşinci  bina yanımızdaki.  Kadın adresi bana okudu. Evet tam da yan bina.

Devamını oku ►

Cami Avlusu…

 

 

Her sabah Üsküdar’da işe giderken bir cami avlusunda vakit geçiriyorum. Çarşıya açılan kemerli arka kapısından başımı hafifçe eğerek geçip, denizle kucaklaşmanın hemen öncesinde sağ taraftaki kabirlerle göz göze gelip avluya giriyorum. Yaşamın devamlı olmadığını, mutlak ve mutlak zamanı gelince bu aleme veda edeceğimizi her gün yeniden idrak ediyorum.

Benim gibi bir çok telaşlı ayak yanımdan geçip gidiyor. Ama ben cami avlusuna girince biraz mola veriyorum. Önce deniz havasını soluyorum. Doğadan yüklendiğim negatif enerjileri, oksijende bulunan pozitif enerjiyle yer değiştiriyorum. Sonra avluda içerilere doğru ilerlemeye başlıyorum. Sabah serinliğinde buranın atmosferinin tadını çıkarmak çok keyifli. Caminin konumu nasıl da güzel, mimarisi, manzarası, hikâyesi…

Devamını oku ►