Kırk dördüncü yaş günümü kutlamaya birkaç gün kala yine Bodrum’dayım. O zaman ki durağım Yalıkavak. Kalacağımız ev bahçe içinde iki katlı bir villa. O kadar çok seviyorum ki ben kendisinden saray diye de bahsedebilirim. Bodrum’da bana her yer saray çünkü. Bize alt kat düştü. Zira evin üst katında ki kendi aramızda henüz tanışmadan önce şahsından “Beyefendi” diye söz ettiğimiz, sonradan çok iyi dost olacağımız, şimdi kulakları çıngır çıngır çınlasın; İstanbul’lu bir ağabeyimiz oturmaktaydı. Sarayın bahçesinde iki zeytin ağacı vardı. Başka ağaçlarda… Nedense zeytin ağaçları kalmış aklımda. Diğerlerini düşünüyorum, bulamıyorum. Demek ki bana her ev saray, her ağaç zeytin ağacı… Bir de sarı tüylü kedi Cavit var. Birden bire ortaya çıkıp, himayeme girdikten sonra sarayın bahçesinden hiç biryerciklere ayrılmayan, bahçedeki konumunu kademeli olarak evin içine taşımayı başarabilen Cavit.




Son yorumlar