Adı Çelik Olacak…

 

 

Bir zamanlar sağlıklı güzel belki çok mutlu bir köpekti. Ama havlıyordu… Birileri onun havlamasından çok rahatsız oldu…

İpi eline aldı.. Köpeğin ağzını bağladı…Sesi çıkmasın, havlamasın diye. Yetmedi… Bir de çuvala koydu… Ve çöpe attı. Ölsün diye…

Bunu bir insan yapmıştı…

Başka insanlar onu bulduklarında vücudunun içini dışını kurtlar basmıştı… Bir canlının yaşayabileceği en ağır işkencelerden biriyle karşılaşmıştı….

Devamını oku ►

Eylül Zamanı…

 

Yine bir Eylül ayının yanı başındayız…

Sonbaharın ılık ve sarı yüzü..

Eylül deyince aklıma gelen bir kaç şeyi sıralayıverirsem.. Anneciğimin doğduğu ay..  Mehmet Rauf’un kaleme aldığı Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı. Türkan Şoray ve Cihan Ünal ikilisinin yaşadıkları aşkla ünlenen filmlerden birinin kadın kahramanı… Alpay’ın muhteşem yorumundan” Eylül’de gel” şarkısı… Gençliğimin, eğitim yaşamımın  en buhranlı zamanları.. 12 Eylül darbesi… Sarı yaz başlangıcı, turuncu akşam üstlerine eşlik eden apansız dökülüveren ılık yağmur damlaları.. Keloğlanın padişah kızına bile şifa olan mis kokulu tarhana yapımı… Vişne reçeli… İncir… Kınalı yapıncaklar, çilli çilli… Ihlara Vadisi….Alanya Kleopatra Plajı….

Devamını oku ►

Deniz ve Sevmek

Bugün ” Günlük”ümde bir konuğum var. Buse Engin..

 

Deniz de sevmek gibidir.

Bilmediğin sularda fazla açılmazsan denizin hiç bir sorunu yoktur seninle. Eğer sen onunla anlaşabilirsen… Dört kulaçta bir nefesini doğru alırsan deniz huzurdur. Sonsuzluktur bir nevi. Derinlerindeki canları keşfedersen birde hiç vazgeçemezsin.

Deniz de sevmek gibidir.

Denizden korkmak sevmekten korkmaya benzer.

Devamını oku ►

Babam Tulga…

 

Bugün 16 Haziran 2013 Babalar Günü…

Bu yazıyı “uzun beyaz geniş balkonlu” hastanenin yoğun bakım servisinde, beyaz buzlu bir cam kapının hemen yanındaki geniş büyük deri bir koltuk üzerinde yazıyorum.

Babam içeride bembeyaz çarşafların arasında  dalgın ve kesik nefeslerle yatıyor. Yorgun akciğeri bu sefer böbreklerini de peşine takmış onu sonsuzluğa sürüklüyor.

Devamını oku ►