Dangal…

 

 

Bu hafta grip oldum ve evde zaman geçirmem gerekiyor.  Bu gibi durumlar için üçü bir arada yöntemim var.  Okuma, yazma ve izleme. İki kitap bitti. Yazı da yazdım bol bol.  Sıra film izlemeye geldi. Uzun zamandır izleme listemde olan Dangal’ı açıyorum, her zaman alt yazılı film izlediğim siteden. Filmin süresi iki saati aşıyor. Olsun vakit bol.

Dangal, 2016 tarihli bir Hint filmi. Yönetmeni  Nitesh Tıwari.

Bana göre dünya sinemasına kafa tutan adam, Aamir Khan başrolde.

Filmin konusu gerçek bir hayat hikâyesinden alınmış.  En sevdiğim konulardan. Hani bazı filmler başlarken “This is a true story” yazar ya…

Bu filmde Hindistan için önemli iki kızkardeş olan Geeta ve Mahaavir Phogat’ın hikâyesi sinemaya uyarlanmış. Aslında buna babalarının hikâyesi demek bana biraz daha doğru geldi.

Devamını oku ►

Çay Gibi…

 

 

Burçe ve Ali  on yıl boyunca hiç karşılaşmamışlardı. İlk kez o gün yüz yüze görüşeceklerdi. Ayrılmalarının ardından bir süre ortak arkadaşları ondan haberler getirmişti.  Başlarda bu haberleri duymayı reddetmiş, sonra merakına yenik düşmüş, hatta istemişti bir şeyler duymayı. Ali’nin hayatında olamayacağına iyice inanınca vazgeçti onun hayatına kulak kabartmaktan. Unutmayı başaramıyordu böyle yapınca. Herkesi tembihledi. Ali ile ilgili hiç bir şey anlatmasındı kimse.

*

Onca yıl sonra bir gece adını yazdı sosyal medya arama butonuna. Aynı soyadlı ne çok Ali vardı. Aradığı bakışları buldu. Değişmişti Ali, gözlük takmış, sakal bırakmıştı. Birkaç fotoğrafı daha vardı. Hakkında kısmını inceledi, ilişki durumuna baktı. Hiçbir şey yazmıyordu.  Eğitim durumuna bakınca “O başardı” diye düşündü.  On yıl öncesini hatırladı. Gerçi hiç unutmamıştı ya…

Devamını oku ►

İki Kadın Bir Adam…

 

 

Elindeki poşetlerin içini son kez kontrol etti.  Birkaç soğuk meze,  kasap köftesi, siyah ekmek, ufak bir yoğurt, domates, ikisi bir arada kahveler.  Sabah için süt, peynir, zeytin, su. Bir paket de sallama bitki çayı. Haftasonu  için yeterli gibiydi.  Saatine baktı. Son baktığından bu yana sadece yedi dakika geçmişti.  Marketin otoparkındaki aracına yürüdü ağır adımlarla. Müjgân’ı otomobilde beklemeye karar verdi. Hava güneşliydi ama ne de olsa kış mevsimindeydiler. Üşütüp hastalanmak istemiyordu. Poşetleri bagaja yerleştirdikten sonra otomobile binmeden tekrar yolu kontrol etti, Müjgân görünürde yoktu.

Dikiz aynasında birkaç saat öncesinde fönlenmiş saçlarını elleriyle tekrar düzeltti. Oturduğu yerde geriye yaslanarak düşünmeye başladı. En sevdiği şeydi bir başınayken düşüncelere dalmak. Bu haftasonu kaçamağını iyi düşünmüştü.  Müjgânın yüzüne bakarak söylemek istediği şeyleri konuşacaklar ve Mehmet, muhtemelen bu hafta sonundan sonra hayatından tamamen çıkıp gitmiş olacaktı. Artık özgür kalmak hakkıydı.

Devamını oku ►

Bankta İki Kişi…

 

 

Kadın – Erkek ilişkileri hakkında tüm bildiklerinizi unutun! 
Bir kadın bir erkek… Bankta oturmuş ne konuşuyor olabilirler? 

 

Beykoz’a tiyatro izlemeye gidiyorum. Oyunun adı,  Bankta İki Kişi.   Adından da anlaşılacağı gibi iki kişilik bir oyun. Türk Kadınlar Birliği Beykoz Şubesi içindeki Nezihe Muhiddin Sahnesinde izleyicisiyle buluşuyor.  Burası bir cep tiyatrosu. Beykoz ve çevresinde yaşayanlar için çok kıymetli bir sahne.

Dekoru oyunun duyurularından biliyorum. Park içinde kırık dökük bir bank ve çevrede inşaat artıkları. Park griyaj telleriyle bölünerek inşaat ortamından ayrılmış. Oyunu izlemeye başladıktan sonra anlıyorum ki, o bank üzerinde de yeni yaşamlar inşaa edilmeye çalışılacak. Yani her yer inşaat ortamı aslında. Bankın kırık dökük olmasının oyun kahramanlarının yaşamlarının bir yansıması mı bilemedim ama oyun öncesi beynimde düşünceler uçuşmaya başladı bile. Beklerken salonda çalan müzikler enfes.  Sahne dekoru güzel.  Sade dekorları hep sevmişimdir.

Devamını oku ►