Tiyatroterapi Etkinliği…

 

Bugün Tiyatroterapi kurucusu ve Beykoz’un sevilen hocası Sinan Akbaşak’ın davetlisi olarak gittiğim Türkiye Omurilik Felçlileri Beykoz Şubesi’nde oldukça anlamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşi biraz duygusal geçti. Beykoz’un sevilen kişilerinden Nilgün Gürdöl hanımefendinin ani vefatının ardından sevgili Sinan Akbaşak beni arayarak bir anma söyleşisi düzenlemek istediğini, söyleşi sonrasında katılımcı çocuklara Nilgün hanım anısına kitap hediye edeceğini söyledi. Nilgün Hanımın eşi Aydın Gürdöl ve veliler de bizimle olacaktı.
Böylesine anlamlı bir söyleşide çocuklarla biraz yaşam, biraz edebiyat, biraz zeytin ağacı ve son kitabım hakkında söyleştik. Acıların karşısında güçlü durabilmeyi umut ederek söyleşiyi tamamladık. Bu anlamlı toplantı için sevgili Nurten Akbaşak ve Sinan Akbaşak’a teşekkür eder, merhum Nilgün Gürdöl hanımefendiye Allahtan rahmet, başta eşi Aydın Gürdöl olmak üzere tüm sevenlerine sabırlar dilerim.

Beşiktaş İlkokulu Etkinliği

 

Bu ay Beşiktaş İlkokulunda üç gün etkinlik yapıyoruz. İlk gün sınıf sohbetleri, ikinci ve üçüncü gün ise tüm sınıflarla birlikte söyleşi, slayt gösterisi ve imza.

Ben çocuklarla bir arada olduğum etkinliklerden çok keyif alıyorum. Beşiktaş İlkokulunda da kitap okumayı seven, okuduğunu sorgulayan, kitap resimleri üzerinden çok güzel sorular soran öğrencilerle dolu bir etkinlik gerçekleştirdik.

Benim için yazılmış şiirler, imzalayacağım kitabımın kapağını açınca karşılaştığım sürprizler, kalp desenli kağıtlar, resimler, mandalalar, sarılmalar, kucaklaşmalar… Hepsi çok kıymetli.

Okul yöneticilerine, öğretmenlere, öğrencilere, okul aile birliği temsilcilerine ve okul görevlilerine ayrı ayrı teşekkür ederim.

 

Oya ENGİN, 22 Aralık 2018, Beşiktaş

Avuç Kadar Bir Kedi 5

 

 

Üstü kapalı ve sıcak bir yerde ilk kez uyudum. Öyle güzeldi ki… Rüya bile gördüm. Geniş, çiçekli kırlarda tüylerimi havalandıra havalandıra koşarken birden karşıma çıkan bizim eski mahalledeki iğneci kadın sayesinde birkaç kere uyanır gibi oldum ama yine de çok keyifli bir uykuydu. Sabah ışığı penceredeki kelebek desenli perdenin arasından görünür görünmez gözlerim açıldı. O anda nerede olduğumu anlayamadım. Annemin kokusunu aradım ama bulamadım. Sonra aklım başıma geldi. Ben yeni yuvamdaydım. Ve dün akşam insan annemin benim için yere koyduğu kırmızı kurdeleli minderin üzerindeydim.

Biraz etrafımı gözetledim. Hiç hareket yok. İnsan annem ve insan ablam ortalıkta görünmüyor. Sanırım daha uyuyorlar. Minderimden aşağı iniyorum. Çişim gelmiş. Kumuma gidip rahatlamam lazım. Hem sonra evi bir dolaşayım, hazır ortalarda kimse yokken.

Devamını oku ►

Avuç Kadar Bir Kedi 4

 

 

Çiş, kaka işlerini hallettik. Yeme içme de tamam. E ee! Ben nerede uyuyacağım?

Şöyle bir etrafıma bakınıyorum. Gayet güzel yerler var uyuyacak, acaba oralarda yatmama izin verirler mi? Hele şu ışıklı kutunun karşısındaki kanepe tam benlik. Eski evimdeki babaanne de öyle bir kanepeye uzanır, ışıklı kutudaki hareketleri izlerdi. Yok hareket değil, dizi dizi… İnsanlar akşam oldu mu hep o dizileri izliyorlar. Nereden mi biliyorum? Kedi annem anlatmıştı.

Teraslı eve sığınmadan önce  sokaklarda yaşayan bir canmış. Onun annesi ve diğerleri… Kedi annem her gece ortalıktan el ayak çekilince çöp kutularını karıştırmaya çıkarmış. Kapıların önündeki çöp poşetlerini de…  İşte o zaman evlerin pencerelerden sokağa yayılan sesleri duyarmış.  Yaz mevsimiyse açık pencerelerin kenarına oturur içerisini gözetlermiş. Işıklı kutunun içinde bazen kavgalar, savaşlar, bazen de çok komik şeyler olurmuş. Kedi annem en çok,  bir okul filmini severmiş. Okulda sevimli haylaz öğrenciler, çok disiplinli ama bir o kadar da pamuk kalpli bir müdür varmış. Ama annem en çok ama en çok kısa boylu şişman kadını seviyormuş. Bir gün kardeşlerimizle süt içtikten sonra karnının üzerinde yatarken bize şunu demişti.

Devamını oku ►