Her Çarşamba semt pazarımız vardı. Annem kış mevsimi olduğundan bizi yanına almaz ,Çarşamba günleri yeni doğmuş kardeşimi de bana emanet eder bir koşu pazara gider ve dönerdi. Bilirdim ki her Çarşamba günü bana pazar dönüşü incecik, pırıl pırıl, yepyeni bir hikaye kitabı gelecek. Sırf bu kitabın hatırına kardeşimin ağlamalarına katlanırken zaman bir türlü geçmezdi. Kardeşim de çok minik olduğundan annesinin yokluğunu hemen hisseder annem gelene kadar hep mız mızlanırdı. Bense acaba bu gün hangi hikaye ile hangi kahramanlarla buluşacağım diye sabırsızlanırdım.
Annemi genelde camda bekler, uzaktan arkasındaki küfeci amcayla köşeyi döndüğünü görünce içimdeki kuşlar yuvalarından birden bire çıkmaya ve şen cıvıltılarıyla ötmeye başlardı. Kapı açılır annem içeri girer, küfeci amca küfenin içindekileri yavaşça kapı eşiğine bırakır ve parasını alır giderdi. Amca bütün bunları yaparken başını öne eğer gözlerini pazar kese kağıtlarından hiç ayırmazdı. Evin eşiğinde küfeci amcaların hiç birinin yüzünü gördüğümü hatırlamıyorum.
Devamını oku ►
Son yorumlar