Category: Yaşam

Ters Kanguru…

 

Sırt çantasını son kez kontrol etti. Eliyle tarttı, oldukça ağırdı.  Ayakkabılarının bağcıklarını bağlarken bir yandan da düşündü. “Sırt çantasını icat edene ne kadar teşekkür etsek azdır.”   Montunu sırtına geçirdi, ellerini ceplerine soktu. Cebinde buruşuk bir beş lira buldu.  Parayı evirdi, çevirdi.  “Dolmuşa veririm,” diyerek yeniden cebine koydu.  Tıkış tıkış dolu olduğundan kalıp gibi duran çantasını yerden aldı, kollarından geçirerek sırtına taktı. Yerinde birkaç kez zıplayarak çantayı iyice yerleştirdi. Artık hazırdı. Kapının yanındaki dolabın üzerinden anahtarını alırken duvardaki aynada gözlerine baktı bir süre. Bugün bir başka mı parlıyorlardı ne? Sonra sırtında kambur gibi duran çantasına takıldı bakışları. Yan dönerek kendine baktı bir süre. “Ters dönmüş kanguru gibiyim,” dedi. “Ters kanguru yollarda …” diye hınzırca gülerek kapıdan çıktı.

Devamını oku ►

Bodrum ve Dereotu…

 

 

Kırk dördüncü yaş günümü kutlamaya birkaç gün kala yine  Bodrum’dayım. O zaman ki durağım Yalıkavak. Kalacağımız ev bahçe içinde iki katlı bir villa. O kadar çok seviyorum ki ben kendisinden saray diye de bahsedebilirim. Bodrum’da bana her yer saray çünkü. Bize alt kat düştü. Zira evin üst katında ki kendi aramızda henüz tanışmadan önce şahsından  “Beyefendi” diye söz ettiğimiz, sonradan çok iyi dost olacağımız, şimdi kulakları çıngır çıngır çınlasın; İstanbul’lu bir ağabeyimiz oturmaktaydı.  Sarayın bahçesinde iki zeytin ağacı vardı. Başka ağaçlarda… Nedense zeytin ağaçları kalmış aklımda. Diğerlerini düşünüyorum, bulamıyorum. Demek ki bana her ev saray, her ağaç zeytin ağacı… Bir de sarı tüylü kedi Cavit var.  Birden bire ortaya çıkıp, himayeme girdikten sonra sarayın bahçesinden hiç biryerciklere ayrılmayan, bahçedeki konumunu kademeli olarak evin içine taşımayı başarabilen Cavit.

Devamını oku ►

Mustafa Kemal ATATÜRK…

 

10 Kasım…

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ‘ü bedenen sonsuzluğa uğurladığımız gün.

Öğrenciler bilir. Okul yıllarında Kasım ayında çeşitli törenler yapılır. Atatürk’ün hayatından çeşitli kesitler  öğrencilere aktarılır ve O’ nu anlamaları sağlanır. Genellikle yaptığı savaşlardan, inkılaplardan bahsedilir. Şiirler okunur, yarışmalar düzenlenir, toplantılar, sevdiği şarkılar gibi etkinlikler yapılır. Benim öğrencilik yıllarım çok gerilerde kaldı, şimdi yapılan anma törenlerini bilemiyorum ancak katıldığım her törende en çok O’nun  askeri dehası üzerinde durulurdu. Komuta ettiği savaşlar, silah arkadaşlarıyla gösterdikleri kahramanlıklar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş aşamaları, Cumhuriyetin ilanı, devrimler, bu devrimlerin toplum yaşamına yansımaları, bir büyük değişimi anlatırlar. Ve nihayetinde 10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk’ün vedasına gelinir.

Devamını oku ►

Çay Bahçesinde Düşünmeler…

 

 

Bu sabah çok güzel bir hava var İstanbul’da. Güneş sıcacık parlıyor. Hafifçe esen ama üşütmeyen tatlı bir rüzgârın eşlik ettiği… Paşabahçe’de kılpayı kaçırdığım otobüsün ardından baka dururken aklıma sahildeki çay bahçesine gitmek geldi. Severim ben çay bahçelerini. Ama yalnız gitmeyi seviyorum. Neden bilmiyorum. Yanlızlık  bazen tedavi edici olabiliyor. Canım sıkkın biraz. Yeni bir hastane süreci beni bekliyor gibi. Derler ya hasta mısın, hasta mı bakıyorsun?  Hasta bakmak da insanı yoruyor. O hasta, bu hasta, komşu hasta, arkadaş hasta… İşte bir cenaze. Çay bahçesine giden yol caminin hemen yanından geçiyor. Of..Zaten sıkkınım. Başımı öne eğiyorum. Cenaze yakınlarıyla göz göze gelmeden, parmaklarımın ucuna basar gibi sessizce aralarından süzülüyorum. Ağlayanlar gözüme çarpıyor. Keşke gelmeseydim. Neşem iyice kaçtı.  Kalabalıktan sıyrılınca uzaklara bakıyorum. İskele önümde. Birden geri dönüyorum. Karşıdaki pastaneye koşar adımlarla girip çabucak bir portakallı kurabiye alıyorum. Kurabiye yemek bana her zaman iyi gelir.

Devamını oku ►