Tag: yavrukedi

Avuç Kadar Bir Kedi 8

 

 

 

Artık eşyaların isimlerini, kelimelerin anlamlarını öğrenmem gerekiyor. Yeni yaşamımda kendimi eğitmeliyim. Aklım, insan ablamın söylediği “bozuşuruz” kelimesine takıldı kaldı. Ne demek istedi acaba? Kötü bir şey olduğu belli ama gerçek anlamını bilmek istiyorum. Bundan sonra çevremdeki konuşmaları can kulağıyla dinlemeliyim. Kediler için okul olmadığından ben de her şeyi dinleyerek, izleyerek öğrenirim. Keşke bizim de gideceğimiz okullar olsa. Eski köyümdeki haylaz çocuk gibi ben de her sabah okula gitsem, kedi annem beni kapıdan uğurlasa.

Yeni evimde ilk ciddi kararımı alıyorum.  İnsan ablamı çok iyi gözlemlemeye karar verdim. Gözümü kulağımı çok büyük açıyorum. İlk öğrendiğim şey elindeki aletin adı oldu. Cep telefonuymuş. Gerçi hiç cebinde görmedim, hep elinde. Onunla hem konuşuyor hem de başka şeyler yapıyor. Şimdilik sadece konuştuğunu anlıyorum diğer yaptığı işler çok karışık. Ama azimliyim, ben bir iyileşeyim her şeyi öğreneceğim.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 5

 

 

Üstü kapalı ve sıcak bir yerde ilk kez uyudum. Öyle güzeldi ki… Rüya bile gördüm. Geniş, çiçekli kırlarda tüylerimi havalandıra havalandıra koşarken birden karşıma çıkan bizim eski mahalledeki iğneci kadın sayesinde birkaç kere uyanır gibi oldum ama yine de çok keyifli bir uykuydu. Sabah ışığı penceredeki kelebek desenli perdenin arasından görünür görünmez gözlerim açıldı. O anda nerede olduğumu anlayamadım. Annemin kokusunu aradım ama bulamadım. Sonra aklım başıma geldi. Ben yeni yuvamdaydım. Ve dün akşam insan annemin benim için yere koyduğu kırmızı kurdeleli minderin üzerindeydim.

Biraz etrafımı gözetledim. Hiç hareket yok. İnsan annem ve insan ablam ortalıkta görünmüyor. Sanırım daha uyuyorlar. Minderimden aşağı iniyorum. Çişim gelmiş. Kumuma gidip rahatlamam lazım. Hem sonra evi bir dolaşayım, hazır ortalarda kimse yokken.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 3

 

 

Beyaz saçlı insan annem galiba beni çok sevdi. Bal rengi gözlerini benim benekli tüylerimden hiç ayırmıyor. İnsan ablam ortalıkta görünmüyor. Oysa şu anda ona çok ihtiyacım var.  Biraz ses çıkarsam belki duyar da yanımıza gelir.

-Miyv…

Bakınıyorum, gelen giden olmuyor. İnsan annem bana devamlı bir şeyler söylüyor. Onu da dinlemek istiyorum ama insan ablamı da yanımızda olsun. Bu kez daha güçlü ses çıkarıyorum.

-Miyv…

Koridorda ayak sesleri duyuluyor. İşte insan ablam nihayet göründü. A aaa! Kıyafetlerini değiştirmiş. Demek sokaktan eve gelince kıyafetler değiştiriliyor. Bizim hiç öyle dertlerimiz yok. Doğduğumdan beri aynı tüyler üzerimde.

İnsan annem beni yerden alıp kollarının arasında tutarak koridordan başka bir odaya doğru yürüyor. Bir şey söylemeden geçemeyeceğim. Ben bu kucakta taşınma işini çok sevdim. Hem güvenli sıcacık kollar arasındayım hem de her yeri yukarıdan izleyebiliyorum.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 2

 

Of! Ne heyecanlı yolculuktu. Bizim terasın olduğu yokuştan aşağı inen tüp gaz kamyonetinin çıkardığı gürültüden de daha fazla ses duydum bu otobüsün içinde. Bir de insanlar ne kadar çok konuşuyorlar. Oysa susup hiç kimseyi rahatsız etmeden yolculuk yapsalar, pencereden dışarısını izleseler, biraz düşüncelere dalıp hayaller kursalar ne güzel olur.  Ama beni kafesli çantasında taşıyan kırmızı kabanlı kadın hiç konuşmadı. Sadece birkaç kez bana seslenerek,

-Ben buradayım, seni anneye götürüyorum, dedi. Demek kedi annemden başka bir de insan annem olacaktı. Nasıl biri acaba? Annemin yumuşacık tüyleri vardı. Umarım insan annem de yumuşak ve sıcacık bir kadındır.

Uzun bir yolculuktan sonra otobüsten indik. Kocaman bir caddedeydi burası. Her yer ışıl ışıl. Hiç bizim köyün sokağına benzemiyordu. Köydeki evimde ev sahiplerimiz erken yatar, sabah ezanı okunmadan hemen önce uyanırlar, evin tüm ışıklarını yakarlardı. Biz bütün gece terasta karanlıkta otururduk. Oysa ben aydınlığı çok seviyorum. Her yer ışıl ışıl parlasın istiyorum.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter