Tag: oya engin

Mutlu Yaşlar Komşum…

 

 

Galiba bugün Didem’in doğum günüydü. Dün akşam çöpü dışarı çıkarırken karşılaştıklarında elinde kocaman bir pasta kutusu taşıyordu, bir dolu poşet ile birlikte. Bu sabah yukarısı da kalabalık olduğuna göre, öyle olmalıydı. Müzik sesine karışan kahkahalar aşağı kata kadar geliyordu.

Partinin neşesi onu da sarmaladı.  Ayaklarıyla tempo tuttuğunu fark ettiğinde kendi kendine gülümsedi. Tarçın da mutluydu. Sallanan ayağına sürünüyordu. Kulak kabarttı, “Papatya gibisin beyaz ve ince,” diyordu tok bir erkek sesi.

“Nedir bu şamata sabahın köründe, “ diye kükreyerek mutfağa giren kocasının sesi beyaz papatyaların boynunu büktü. Yukarı kattan mutfağına dolan pırıltılı güneş ışıkları yok oldu.  Çizgili pijamasının bir paçası ayağının altında sürüklenen kocası uyumaktan şişmiş gözlerini tavana dikmiş papatyalara isyanını haykırıyordu.

Devamını oku→

35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

 

15- 16 Kasım’da saat 11.00- 15.00 saatleri arasında 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda 3. Salon 3509/B no.lu Ceylan Çocuk Yayınları standında Yeditepe Öyküleri İstanbul  serisinde yer alan iki kitabım Deniz Kokulu Şehir-Sultanahmet, Anneannemin Gizemli Fotoğraf Kutusu-Fatih ve  yeni yayınlanan Ay Işığında Oynayan Balıklar ile siz değerli okurlarımla birlikte olacağım.

 

 

Oya ENGİN/04 Kasım 2016, İstanbul

Yıldız Bahçeleri

 

Uzun zamandır kullanmadığı bisikleti düştü aklına o sabah. “Limana inip bir kahve içeyim,” diye içinden geçirirken. Hep yürüyüş, hep yürüyüş…  Pedal basmayı özlemişti. “Hem bisikletimin de gönlünü almış olurum,” diye düşündü. Üzerini değiştirmek için gardrobunun kapağını açarken yedi yaşına bastığı gün amcasının hediye ettiği üç tekerlekli kırmızı bisikleti geldi gözlerinin önüne. Karmakarışık zihni yeni bir oyun bulmuştu. Bir şeyi ararken kıyılara kenarlara saklanmış anılar görüntü olarak karşısına dikiliveriyordu. İşte şimdi de ilk bisikleti ceketlerin ardına saklanmış, hınzırca kırmızı kırmızı gülümsüyordu.

Hayatına girdiğinden beri hep arası iyi olmuştu bu araçla. O kadar sevmişti ki “Okula da bisikletimle gideceğim,” diye tutturunca çareyi yazlık eve götürmekte bulmuştu annesi. Önceleri çok bozulmuştu en sevdiğinden ayrılmaya, sonra alışmış, yazları iple çeker olmuştu. Yıllar geçtikçe kendi gibi bisikletleri de büyümüştü. Üç tekerlek iki tekere düştü zamanla. Renkleri de değişti. Pembe oldu bir dönem. Süsler takıldı orasına burasına. Sonra sadeleşip, solgunlaştı. En son beyazda karar kıldı. Yaş aldıkça daha az biner oldu. Biraz kilolar, biraz diz ağrıları biraz da kuruntular.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter