Tag: kedi

Sokak Kedisi…

 

 

Mart ayı bazı kediler için heyecanla beklense de sokaklarda yaşayan henüz yavru olmaktan çıkmamış genç kediler için sanırım zorlu bir ay. Neden mi böyle dedim? Kıyılarda köşelerde, araba altlarında, duvar diplerinde başına üşüşmüş erkek kedilerin tecavüzüne uğrayan nice minik yavrularla çok kere göz göze gelmişliğim var. Tecavüz her canlıda galiba aynı etkiyi bırakıyor. Enselerinden ısırılarak etkisiz hale getirilen hayvancıkların bağırışları hep kulaklarımdadır. Yazıya tatsız bir şekilde başlamış olabilirim ancak size bugün başka bir kedi hikâyesi anlatacağım. Hadi bakalım, umarım keyifle okursunuz.

Bembeyaz tüylerinin arasına serpiştirilmiş kahverengi ve siyah lekeleriyle iki kardeşinden daha farklı görünümlü Kedi, yeni keşfettiği lokantanın önünden ayrılmaz. İçeriden dışarıya sızan mis kokular onu çok heyecanlandırır. Gelen giden müşteriler onun başını okşamazlar mı, işte en mutlu olduğu anlardandır. Bir de lokantada duran abi, müşterilerden arta kalan balık parçalarını kardeşleriyle birlikte yemesine izin verince yaşamı biraz daha güzelleşir.

Devamını oku→

Çay Gibi…

 

 

Burçe ve Ali  on yıl boyunca hiç karşılaşmamışlardı. İlk kez o gün yüz yüze görüşeceklerdi. Ayrılmalarının ardından bir süre ortak arkadaşları ondan haberler getirmişti.  Başlarda bu haberleri duymayı reddetmiş, sonra merakına yenik düşmüş, hatta istemişti bir şeyler duymayı. Ali’nin hayatında olamayacağına iyice inanınca vazgeçti onun hayatına kulak kabartmaktan. Unutmayı başaramıyordu böyle yapınca. Herkesi tembihledi. Ali ile ilgili hiç bir şey anlatmasındı kimse.

*

Onca yıl sonra bir gece adını yazdı sosyal medya arama butonuna. Aynı soyadlı ne çok Ali vardı. Aradığı bakışları buldu. Değişmişti Ali, gözlük takmış, sakal bırakmıştı. Birkaç fotoğrafı daha vardı. Hakkında kısmını inceledi, ilişki durumuna baktı. Hiçbir şey yazmıyordu.  Eğitim durumuna bakınca “O başardı” diye düşündü.  On yıl öncesini hatırladı. Gerçi hiç unutmamıştı ya…

Devamını oku→

Kedisiz Ülke…

 

 

Ortaokul arkadaşlarımızla akşam yemeği yemek üzere her zamanki buluşmalardan birini gerçekleştirirken “Bu kez nereye seyahat etsek acaba? Hadi Balkan turu mu yapalım?” diye konuşurken İsviçre’de yaşayan arkadaşımızla akıllı telefon marifetiyle kurduğumuz canlı bağlantı sonucu ‘kandırılıyoruz’ ve oracıkta İsviçre’ye uçak biletlerimizi alıveriyoruz.

Hiç birimizin görmediği bir ülke olması, orada bizi bekleyen candan arkadaşlarımızla buluşma heyecanı, Heidi ve Alp dağlarına çocukluğumuzdan  beri sempati duymamız,  gideceğimiz tarihlerde hava şartlarının dört mevsim özelliklerini yansıtmasının ‘kandırılmamızda’ büyük rol oynadığını belirtmek isterim.

Zaman bizim için yavaş ama kendi olağanlığında akıp geçti, seyahat tarihimiz geldi çattı. Sorunsuz bir uçuştan sonra el bagajımızda ev sahiplerimizin memleket özlemini bir nebze de olsa giderecek taze soğanlar, salatalıklar, nane, maydanoz, dereotları ve de her seferinde yiyenlerde ayrı heyecan yaratan kısırımı yapmama yardım edecek  acı biber ve domates salçalarını da sular seller gibi gümrük kapılarından geçirdikten sonra “Hoş bulduk Zürih.”

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter