Tag: kedi

Kedisiz Ülke…

 

 

Ortaokul arkadaşlarımızla akşam yemeği yemek üzere rutin buluşmalardan birini gerçekleştirirken “Nereye seyahat etsek acaba? Hadi Balkan turu yapalım” derken İsviçre’de yaşayan arkadaşımızla telefon marifetiyle kurduğumuz canlı bağlantı sonucu ‘kandırılıyoruz’ ve oracıkta İsviçre’ye uçak biletlerimizi alıveriyoruz.

Hiç birimizin görmediği bir ülke olması, orada bizi bekleyen candan arkadaşlarımızla buluşma heyecanı, Heidi ve Alp dağlarına çocukluğumuzdan  beri sempati duymamız,  gideceğimiz tarihlerde hava şartlarının dört mevsim özelliklerini yansıtmasının ‘kandırılmamızda’ büyük rol oynadığını belirtmek isterim.

Zaman su gibi akıp geçti, seyahat tarihimiz geldi çattı. Sorunsuz bir uçuştan sonra valizimizdeki taze soğanlar, salatalıklar, nane, maydanoz, dereotlarını ve de meşhur kısırımı yapmama yardım edecek bilumum acı biber ve salçaları da sular seller gibi gümrük kapılarından geçirdikten sonra “Hoş bulduk Zürih.”

Devamını oku→

Eleni ve Sevgilisi…

 

 

 

 

Eleni. Çok güzeldir.

Bir o kadar da ağırbaşlı. Hani derler ya,  hanım hanımcık. İşte tam da öyle.

Sessizdir. Hep yere bakar gözleri. Seslenirsen, nazlı nazlı başını kaldırır bakar sana, boncuk yeşili  sürmeli gözleriyle.

Rum bir ailenin yanında büyümüş. Ona Eleni ismini koymuşlar. Mahalleli de pek seviyor. En yakın arkadaşı otoparkçı Oktay. Onun yanından hiç ayrılmaz. Oktay sessiz, efendi, içine kapanık bir delikanlı. Belki de bu yüzden çok iyi anlaşıyorlar. İki sessiz kalp birleşip kocaman bir dünya yaratmışlar. Oktay, ha bire bir şeyler anlatır Eleni’ye. O da başı önünde dinler.

Ofisimin karşısında  ufak bir park var. Bütün gün orada otururlar. Yaz, kış demez yarenlik ederler. Yağmurlu günlerde şeffaf bir şemsiyenin altında buluşur gözleri. Oktay usulca başını okşar Eleni’nin. Ben de uzaktan izlerim bu mutlu tabloyu. Yanlarına gitmek isterim, ama çekinirim. Rahatsız etmek istemem.

Bu sabah fark ettim ki  Eleni kendine bir sevgili bulmuş. Bulmuş da, Eleni’ye bir haller olmuş.  O sakin, sessiz  Eleni gitmiş yerine fingirdek, cilvekeş biri gelmiş. Yürümesi bile  değişmiş.

Devamını oku→

Canavar…

 

Bir kediye bu ismi koymak ne kadar mantıklı bilemiyorum. Sonraları biraz pişman olduk ama olan olmuştu bir kere.  Aslında  bu ismi biz koymadık. Bir akrabamız Beykoz’daki evimize ziyarete gelirken yanında getirdiği sucukları bir hamlede yiyip bitirdiği ve iri cüssesi nedeniyle kendisine Beykoz Canavarı adını takmıştı.

Canavar’ın annesi bizim evden yayılan hayvan sevgisini hissettiği için mi bilinmez,  hamile kalır kalmaz sanki çocuk bizim oğlumuzdanmış ta sorumluluk bizdeymiş gibi kapımızdan ayrılmaz oldu. Pamuk gibi,  minik yapılı,  zarif bir kediydi.  Evimizin bahçesine  çıktığımızı görünce hemen yanımıza koşar,  ayaklarımızın dibine yatar , kendi etrafında yuvarlanır yuvarlanır, karnını bize göstere göstere dönerdi. Fazla dönmeye meraklı olduğundan adını Topaç koymuştuk.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter