Tag: kedi

Avuç Kadar Bir Kedi 9

 

 

Nihayet sabah oldu. Yine en önce ben uyandım. Gece pek iyi uyuyamadım. Hem dün yaptığım yaramazlık hem de hastalığım bana huzursuz bir gece geçirtti. Veterinerim;  iğneyi yaparken “Bu onu rahatlatır, bir tane daha yaparız iyileşir” demişti. Bugün ikinci iğneyi olmaya gideceğiz diye hatırlıyorum. Bu eve geldiğimden beri o kadar hızlı olaylar gelişti ki; zihnim karmakarışık.

Ev; sabahın ilk saatlerinde çok sessiz. Koridorda gezmeye başlıyorum. Bir aşağı, bir yukarı… Büyük odaya girmek istiyorum ama insan ablam her an uyanabilir diye vazgeçiyorum. Daha bu odayla ilgili iki çift lafı dinlemedim. Uyanır uyanmaz onu kızdırmak istemiyorum. Bu gibi durumlarda galiba en iyisi insan annemin yanına sokulmak. Sabahları ilk onun yanına gitmek daha akıllıca olur. Dur bir bakayım, insan annem kıpırdanıyor mu? Benim de uyuduğum odaya girip, yatağa bakıyorum. Eveeet, yatak örtüsünün altında ayakları hareket ediyor. Demek uyanmış. Hoppa, ben de yatağa atlayayım, insan annemle beraber oyun oynarız belki.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 7

 

 

Şimdilik her şey yolunda ama benim bir an önce iyileşmem gerekiyor. Yoksa bu yeni yaşamımın keyfine varamayacağım. Yemeğimi yedikten sonra insan annemin yanına gittim. Beni kollarının arasına alarak kucakladı. Ben de ona mırlayarak şarkı söyledim. Sarılarak öylece oturduk. İnsan annemin kollarının arasındayken kedi annemi düşündüm. Beni özlemiş midir acaba?

İnsan ablam kitap dolu odaya girdi, bir türlü çıkmıyor. O odada ne yaptığını merak ediyorum. İnsan annemin kollarının arasında biraz debelenip yere atlayıveriyorum. Patilerimin yere değmesiyle birlikte sırtıma bir ağrı girdi. Bir an kıpırdayamadım. İnsan anneme çaktırmadan derin derin nefes alıp biraz ağrının geçmesini bekledim. Az sonra rahatladım. Demek ki böyle ani hareketler yapmamam gerek. Şu hastalık ne zor şeymiş.

Yavaş adımlarla kitap dolu odaya girdim. İnsan ablam veterinerdeki abla gibi küçük bir ışıklı kutunun karşısına geçmiş bir şeyler yapıyordu. Ellerinin birer parmağıyla ışıklı kutunun üzerindeki ufak şeylere hızlı hızlı basıyor, o bastıkça tıkır tıkır sesler çıkıyordu. Aynı benim mamalarımın yemek kabıma konarken çıkardığı ses gibi.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 5

 

 

Üstü kapalı ve sıcak bir yerde ilk kez uyudum. Öyle güzeldi ki… Rüya bile gördüm. Geniş, çiçekli kırlarda tüylerimi havalandıra havalandıra koşarken birden karşıma çıkan bizim eski mahalledeki iğneci kadın sayesinde birkaç kere uyanır gibi oldum ama yine de çok keyifli bir uykuydu. Sabah ışığı penceredeki kelebek desenli perdenin arasından görünür görünmez gözlerim açıldı. O anda nerede olduğumu anlayamadım. Annemin kokusunu aradım ama bulamadım. Sonra aklım başıma geldi. Ben yeni yuvamdaydım. Ve dün akşam insan annemin benim için yere koyduğu kırmızı kurdeleli minderin üzerindeydim.

Biraz etrafımı gözetledim. Hiç hareket yok. İnsan annem ve insan ablam ortalıkta görünmüyor. Sanırım daha uyuyorlar. Minderimden aşağı iniyorum. Çişim gelmiş. Kumuma gidip rahatlamam lazım. Hem sonra evi bir dolaşayım, hazır ortalarda kimse yokken.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 4

 

 

Çiş, kaka işlerini hallettik. Yeme içme de tamam. E ee! Ben nerede uyuyacağım?

Şöyle bir etrafıma bakınıyorum. Gayet güzel yerler var uyuyacak, acaba oralarda yatmama izin verirler mi? Hele şu ışıklı kutunun karşısındaki kanepe tam benlik. Eski evimdeki babaanne de öyle bir kanepeye uzanır, ışıklı kutudaki hareketleri izlerdi. Yok hareket değil, dizi dizi… İnsanlar akşam oldu mu hep o dizileri izliyorlar. Nereden mi biliyorum? Kedi annem anlatmıştı.

Teraslı eve sığınmadan önce  sokaklarda yaşayan bir canmış. Onun annesi ve diğerleri… Kedi annem her gece ortalıktan el ayak çekilince çöp kutularını karıştırmaya çıkarmış. Kapıların önündeki çöp poşetlerini de…  İşte o zaman evlerin pencerelerden sokağa yayılan sesleri duyarmış.  Yaz mevsimiyse açık pencerelerin kenarına oturur içerisini gözetlermiş. Işıklı kutunun içinde bazen kavgalar, savaşlar, bazen de çok komik şeyler olurmuş. Kedi annem en çok,  bir okul filmini severmiş. Okulda sevimli haylaz öğrenciler, çok disiplinli ama bir o kadar da pamuk kalpli bir müdür varmış. Ama annem en çok ama en çok kısa boylu şişman kadını seviyormuş. Bir gün kardeşlerimizle süt içtikten sonra karnının üzerinde yatarken bize şunu demişti.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter