Tag: bodrum

Bodrum ve Dereotu…

 

 

Kırk dördüncü yaş günümü kutlamaya birkaç gün kala yine  Bodrum’dayım. O zaman ki durağım Yalıkavak. Kalacağımız ev bahçe içinde iki katlı bir villa. O kadar çok seviyorum ki ben kendisinden saray diye de bahsedebilirim. Bodrum’da bana her yer saray çünkü. Bize alt kat düştü. Zira evin üst katında ki kendi aramızda henüz tanışmadan önce şahsından  “Beyefendi” diye söz ettiğimiz, sonradan çok iyi dost olacağımız, şimdi kulakları çıngır çıngır çınlasın; İstanbul’lu bir ağabeyimiz oturmaktaydı.  Sarayın bahçesinde iki zeytin ağacı vardı. Başka ağaçlarda… Nedense zeytin ağaçları kalmış aklımda. Diğerlerini düşünüyorum, bulamıyorum. Demek ki bana her ev saray, her ağaç zeytin ağacı… Bir de sarı tüylü kedi Cavit var.  Birden bire ortaya çıkıp, himayeme girdikten sonra sarayın bahçesinden hiç biryerciklere ayrılmayan, bahçedeki konumunu kademeli olarak evin içine taşımayı başarabilen Cavit.

Devamını oku→

Sarı Yaz…

 

 

Eylül.Sonbaharın ılık ve sarı yüzü.

Eylül deyince aklıma gelen bir kaç şeyi sıralayıverirsem.  Mehmet Rauf’un kaleme aldığı Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı. Türkan Şoray ve Cihan Ünal ikilisinin yaşadıkları aşkla ünlenen filmlerden birinin kadın kahramanı.  Alpay’ın muhteşem yorumundan “Eylül’de Gel” şarkısı.  Gençliğimin, eğitim yaşamımın  en buhranlı zamanları. 12 Eylül darbesi. Turuncu akşam üstlerine eşlik eden ılık yağmur damlaları. Keloğlan’ın padişah kızına şifa olan tarhanaların güneşe serilmesi. Vişne reçeli.  İncir. Kınalı yapıncaklar, çilli çilli.  Ihlara Vadisi. Kleopatra Plajı. İlle de Bodrum. Prag. George Bernard Shaw, “Dünyada cenneti arayanlar Dubrovnik’e gelmeli” demiş, ne de iyi etmiş. Kazdağları, Sarıkız’ın kazları. Ahtapot salatası, deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması ve favanın tadına da bakarım diyorsan doğru Cunda…

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter