Sigara Paketi…

Sosyal Butonlar

 

Hayatta en sevmediği şey birini beklemekti. Hele bugünkü gibi vaktinde gelmeyen biriyse hepten gıcık oluyordu. Saatine bakıp bir sigara daha yaktı, iyice içine çekti. Ciğeri öyle bir yandı ki yüzünü buruşturdu. Son bir haftadır bu mereti iyice çoğaltmıştı. Dumanı içinden isteksizce dışarı üfledi. Sanki zehir içinde ne kadar çok kalırsa sıkıntısı o kadar çabuk geçecekmiş gibi…

Tekrar saatine baktı. Sadece otuz saniye geçmişti. “Zaman mı yavaş akıyor ben mi çok hızlı düşünüyorum?”  dedi kendi kendine. Yanından geçen genç kız ters ters baktı yüzüne. Laf attı zannetmişti belli ki…

“Yok bacım, sana demedim” dedi ezik bir ses tonuyla. Kız yürüdü gitti. Ardından baktı öylesine… Kızın ayaklarında sandalet vardı. Topukları görünüyordu pembecik… Karısı geldi aklına.  Geceleri bacağına sürünen pütürlü ayağını düşündü. İçi burkuldu…

Saatine baktı yeniden. Avukat hâlâ görünürlerde yoktu. Bir yıldır süren boşanma sürecinde her buluşmaya geç gelmişti. Bahanesi de hep hazırdı. Ne çok iş, ne çok iş… Avukat olsaydı keşke. Kaportacı olmuş da ne olmuştu?  Dükkân önündeki sandalyede pinekleyip müşteri beklemekle ömrünü geçirmişti.  Ne kendi mutlu olmuştu, ne karısı ne de oğlu.  Avukat olsaydı öyle mi olurdu?

Tekrar saatine baktı. Tam kırk beş dakika gecikmişti beklediği. Biraz daha oyalanırlarsa mahkeme saatini kaçıracaklardı.

“Bu sefer tamam” demişti avukat. “Son mahkeme. Bu iş bu gün biter.”

Kalan son sigarasını yaktı, paketi buruşturup yere attı. Paket yuvarlanarak kaldırımdan caddeye düştü. Esen rüzgârla caddenin ortasına kadar sürüklendi. Üzerinden bir dolu tekerlek geçti.

“Aynı ben,”diye içinden geçirdi. “Ne yaptıysam dimdik duramadım. Yamyassı oldum.”

Nihayet karşı kaldırımda telaşlı adımlarla yürüyen avukat göründü.  Abartılı bir şekilde el sallayarak yanına yaklaştı.

“Merhaba!”

“Merhaba!”

“Nasılsın?”

“İyiyim.”

“Gidelim mi?”

“Gidelim.”

Yarısına kadar içtiği sigarasını yere attı, ayakkabısının burnuyla ezerek söndürdü. Gözleri attığı sigara paketini aradı, bulamadı. Üzerinden geçen onlarca tekerlek arasında kaybolup gitmişti.

 

Oya Engin/27 Nisan 2017, İsviçre

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter