Anadolufeneri…

Sosyal Butonlar

Anadolufeneri Köyü…

İstanbul Boğazı’nın  Karadeniz’e dönen köşesinde Anadolu yakasındaki son köy. Birçok kişinin bilmediği, adından bahsedilince çoğunun  Anadoluhisarı veya Anadolukavağı’yla karıştırdığı şirin, güzel, sakin, bir çok ailenin birbiriyle akraba olduğu, sokaklarında dolaşırken İstanbul’da olduğunuzu  unutuverdiğiniz , hâlâ çocukların dışarıda özgürce oynayabildiği, güzel komşuluk ilişkilerinin kaybolmadığı, günün her saatinde insanların birbirleriyle selamlaştığı,  bir görenin devamlı gelmek istediği küçük bir balıkçı köyü.

Beykoz’a bağlı Anadolufeneri Köyü’ne toplu ulaşım belediye otobüsü ile yapılıyor. Kavacıktan kalkan 15 D no.lu otobüs bir saat içinde sizi köye ulaştırıyor. Özel teknenizle köye denizden de ulaşabiliyorsunuz. Yanaşabileceğiniz bir liman yok. Teknelerinizden botlarla veya yüzerek sahile çıkabiliyorsunuz.

Beykoz üzerinden Akbabayı takip ederek ister Poyrazköy yolundan ister Dereseki-Kaynarca yolu üzerinden köye ulaşmak mümkün. Beykoz’dan yaklaşık 20 dakikalık bir araç yolculuğunu kestane ve fındık ağaçlarının yanında doğal bitki örtüsüyle oluşmuş natürel bir orman içinden geçerek tamamlıyor ve köy meydanına geliyorsunuz.

Köye gelenler önce köyün mezarlığı ile karşılaşıyor. Sol tarafı takip ederek köyün merkezine giriyorsunuz. İçeri kısımlara ilerledikçe muhtarlık ve  köyün kahvesi büyük bahçesiyle sizi karşılıyor. Köy meydanının en güzel bölümü köyün çeşmesi. Üzerindeki kitabeden anlaşılacağı üzere geçmişi eskilere dayanan bu çeşme yapılan tadilatlarla maalesef orijinal görüntüsünden oldukça uzaklaşmış ve bazı özelliklerini kaybetmiş.

Çeşme köyün sakinlerinin halı yıkama mevsiminde en sık ziyaret ettikleri yer. Günün her saatinde birçok kadını ve çocuğu bu çeşme  başında halı, kilim, paspas  yıkarken görebilirsiniz.

Çeşmenin en ilginç özelliği ise köyün sosyal hayatında önemli ve çok eğlenceli bir geleneğin sahibi olması.  Söz, nişan, sünnet, düğün, asker konvoyunun köy çeşmesinin etrafında kornalar çalarak üç tur atmaları gerekiyor. Bu bir gelenek. Hani olmazsa olmazlardan. Eğer köyde bu geleneğe rastlarsanız  unutamayacağınız bir anı olarak saklayabilirsiniz.  Köyün gençleri,  evlenen köyün bir kızıysa bu konvoyun çeşme çevresinde dönüşünü tamamlamasının ardından Türk Bayrağı ile gelin arabasının önünü kesiyor ve damattan yüklü bir bahşiş olarak o gün gelin ile damadın şerefine kutlama yapıyorlar.

Köy meydanı çeşitli törenlere de  ev sahipliği yapıyor. Askere gidecek gençler için meydanda eğlence düzenleniyor. Bazı aileler düğünlerini köy meydanında yapmayı tercih ediyor. Kına geceleri ise genellikle köy kahvesinde yapılıyor. Köyün dar sokaklarını çevreleyen ev sakinleri yaz ve bahar aylarına rastlayan ramazanlarda iftar ve sahurlarını dışarıda kocaman sofraların etrafında hep birlikte yapıyor.

Çeşmeden ileriye deniz tarafına doğru gidildiğinde bazıları orijinallerine sadık olarak restore edilmiş bazıları da modern yapılar olan müstakil evlerle çevrili dar bir  yolun sonunda sizi ilginç mimarisi ile köyün camisi ve hemen sağında köye adını veren deniz feneri karşılıyor.  Uzaktan bakıldığı zaman cami minaresi ile deniz feneri bitişikmiş gibi gözükmekte ve izlemesi çok hoş bir manzara oluşturmaktadır.

Bir süre önce deniz fenerinin bahçesi halka açıldı. Ziyaretçilerine İstanbul Boğazı ile Karadeniz’in kucaklaştığı noktadan karşı kıyıları, gemileri, balıkçı teknelerini eğer o gün şanslıysanız yunusların dansını seyir imkanı sunuyor.

Köyün camisi 1800 lü yıllarda yapılmış ve konumu itibariyle İstanbul’un en güzel camilerinden. Caminin seyir balkonu Anadolufeneri Köyüne gelen herkesin ilk ziyaret ettiği yer. Yüksek bir tepenin üzerine kurulu köyün denize sıfır noktasındaki bu cami köyün balıkçı barınaklarının bulunduğu kuş bakışı bakıyor ve mevsimine göre izleyenlere eşsiz bir manzara sunuyor. Yazın denize girenler, teknelerine yeni sezon hazırlığı yapan balıkçılar, demirlemiş gezinti tekneleri kışın ise hırçın denizin dalgaları, kar yağışı izlemeye doyulmayan bir manzara oluşturuyor. Yaz gecelerinde sahilde kamp ateşi yakan gençlerin neşeli sesleri köyün içine kadar ulaşıyor.

Köyün birde türbesi var. Şehit Baba Türbesi. Köy halkı tarafından çok sevilen ve halen aralarında yaşıyormuş gibi saygı duyulan bir zat. Şehit Baba yörede ilginç bir yere sahip. Örneğin; eskilerden duyduğum kadarıyla kendi aralarında konuşurken ağızlarından yanlış bir kelime çıksa ‘Aman Şehit Baba duymasın kızar’ deyip kendilerine çeki düzen verirlermiş. Çocuklarını terbiye ederlerken de Şehit Baba’yı çok sık anarlarmış. Hâlâ dualarında onu ihmal etmezler.

Köye gelen ziyaretçilerin yemek yiyebilecekleri  çeşitli balık lokantaları, örgü giydirilmiş ağaçlarıyla rengarenk dekorlu çöp şiş ve leziz köfteci var. Lokanta tercih etmeyenler için cami yolundaki kafelerde oturup deniz manzarası izleyip, çay, kahve içip bir şeyler atıştırabiliyorsunuz.  Şanslıysanız bazı yazarların köyde yaptığı kitap imza günlerine rast gelebilirsiniz. Genellikle cumartesi günleri yapılan imza günlerine ilgi büyük.

Köyün girişinde piknik bahçeleri var. Kendi yemeklerinizi yanınızda getirerek masa kiralayabilir veya mekandan köfte, balık, salata, patates kızartması gibi yiyecekler yiyebilirsiniz.  Odun ateşiyle yanan semaverlerde demlenmiş çayı güler yüzlü bir hizmet eşliğinde içebilirsiniz. Hamaklarda dinlenip sessizlik içinde kitap gazete okuyabilirsiniz.

Yürüyüş yapabileceğiniz doğal ve asfalt yollar mevcut. Köyün iki sahili var. Yalı ve Kabakoz. Yalı’ya  köy kahvesinin hemen yanından aşağı doğru inen yokuştan  biraz  engebeli ama sorunsuz  bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Aynı yere  özel aracınızla inmek isterseniz köyün girişindeki piknik alanlarının yanından gitmeniz gerekiyor. Kabakoz’a köy mezarlığının yanından sağa devam ederek yaya veya araçla ulaşılıyor.

Özellikle ilkbahar , yaz ve sonbahar aylarındaki ılık güneşle birlikte bol oksijen yüklü havayı gün doğumunun hemen peşinden karşılamanızı, havadaki eşsiz kokuyu hissetmenizi  tavsiye ederim. Erken yapacağınız yürüyüş sırasında bazen sincap bazen bir karaca bazen uzaklardan uçarak gelen ve yorgun olduğu için birden önünüze düşüveren bir bıldırcına rastlayabilirsiniz.

Yürüyüş sırasında mevsimine göre kestane, fındık, kocayemiş,yabani muşmula, böğürtlen, üzüm, erik, diken ucu, zahter dut, incir, iğde yiyerek  doğal bir kahvaltı ederek evinize, yakınlarınıza organik ürünler toplayabilirsiniz.

Bisiklet ve motosiklet tutkunları içinde ideal bir ortam var. Hafta sonları gruplar halinde bisiklet ve motor tutkunlarını köyde görebiliyorsunuz. Evcil hayvanlarınızı da yanınızda getirerek birlikte vakit geçirebilirsiniz.

Kalabalık bir ortamda olmak istemeyenler için hafta içi günler gezmek için çok uygun. O kadar sessiz bir ortamı var ki adeta sessizliğin sesini dinleyebiliyorsunuz. Ben eğer olanak varsa hafta içini öneriyorum.

Köyün içinden çevredeki doğal gezme alanlarına, kırlara, ağaçlık ortamlara giden bir kaç yol var. Yürümeyi seviyorsanız  bu yollardan,  doğada el değmemiş alanlarda dolaşarak, temiz havadan ve doğal bitki örtüsünden yararlanabilirsiniz.

Eğer akşamüstü saatlerinde hala köyde geziyorsanız köyün çayırlarda otlatılan küçük ve büyükbaş hayvanların çıngırak seslerini dinleyerek mandralara girişlerini de izleyebilirsiniz. Biraz beklerseniz taze sağılmış  sütlerden de alabilirsiniz.

Bu arada fotoğraf tutkunlarının kadrajları da köyün nimetlerinden bolca faydalanacaktır. Bazı fotoğraf kursları günlük eğitim turlarına Anadolufeneri Köyünü dahil etmektedirler.

Her yıl Temmuz ayının ilk haftası köyde Balık Festivali düzenleniyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan festival tüm gün sürüyor ve gerek köyün içinden gerek köyün dışından gelen yaklaşık 1000 kadar konuğa ekmek arası balık, yöreye ait kazayaklı ve kabaklı börek ayrıca köy kadınlarının yaptığı çeşitli tatlı ve yiyecekler ikram ediliyor. Müzik dinletisi ve çeşitli gelenekselleşmiş  yarışmaların yanı sıra  heyecanla beklenen ”Alabora” olarak ta bilinen Denizcilik İşletmeleri Tahlisiye ( Gemi Kurtarma) birimlerinin tekne yarışı yapılıyor.

Konaklama için tek seçiminiz var. Bir zamanlar film seti olarak kullanılan otel ve yanındaki mekana ilgi büyük.

Bilenler zaten biliyordur ama eğer hala görmemişseniz Anadolufeneri Köyü’ne bir gününüzü ayırmanızı, sabah erken saatte Karadeniz’den esen temiz, ısırgan bir rüzgar eşliğinde sabah yürüyüşünü yapmanızı,  köyün içindeki işletmelerde veya dışındaki piknik bahçelerinde köy kahvaltısı ardından köy içi gezisinde kafelerde çayınızı kahvenizi içmenizi, eğer yaz ise doğal plajlarında yüzmenizi,  köyün içindeki balıkçı lokantalarında yöresel taze balık ürünlerinden yemenizi, köy kahvesine uğrayıp köyün insanlarıyla  sohbet etmenizi, köyün çeşmesinin çevresinde üç tur atmanızı ve Şehit Baba’yı ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

 

Oya ENGİN/16.10.2012, Beykoz

 

 

6 comments on “Anadolufeneri…

  1. Beyza diyor ki:

    Harika bir anlatım olmuş.. Köyümüze dair böyle samimi, sımsıcak bir yazı daha önce yazılmamıştı.. Yüreğine sağlık, her bir ayrıntısıyla ;)

  2. şükran kranda diyor ki:

    Turmu yapsak ne???????????????Ne dersin?????????????

  3. Alan Mühendislik diyor ki:

    Ben bu gezileri defalarca yapmış olmaktan ve de marmara denizinin karadeniz le birleştigi noktada yüzme hazzını yaşamak tan dolayı şanslı hissediyorum…Sizlerde yaşamak istiyorsanın hiç uzak degil tavsiye ederim…..

  4. kuzeyin oğlu diyor ki:

    ANADOLUFENERİNİ BİLEN BİRİ VE ÇEŞMENİN BU ÖZELLİĞİNİ YAŞAMIŞ BİRİ OLARAK ANADOLU FENERİ BU KADAR GÜZEL ANLATILAMAZ YAZIYI OKURKEN KÖYÜN FOTOĞRAFLARI GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN GEÇTİ

  5. şükran krandA diyor ki:

    Bu yaz başında arkadaşım hadi oyaya gidelim dedi ve gittik.İşde ben öyle tanıştım Anadolu Feneri köyüyüle.Yıllarca karşı yakadan izledim Anadolu Fenerini .Rumeli kavaklıyım orda doğdum büyüdüm ama hiç karşının bu tarafına gitmemiştim.AnadoluKavağı son durağımızdı.Bir gittik tam gittik 3 hafta sonumuz ANADOLUFENERİnde geçmeye başladı.İnsanları doğası ve manzarası en önemlisi huzuru hissetmeniz lazım.Öyle bir zaman geçerki setinin tam kaşısındaki çay bahçesinde geçer oldu zamanlarımız.Yağmurda bile ordaydık.Kah hamaklarda uyuduk uyandık kömürde semaverde çay içtik çekirdek çıtlattık sohpet ettik yemek yedik sedirlerde yattık.Oyacım iyiki oradaymışssın bizde tatil yapmadığımızdan işde yaşadığımız stresden burda kurtulduk.Şimdi gidemiyoruz ama hala aklım anadolu feneri köyünde oyacım.Umarın duyguularımı anlatibildim bu kısa yazımda….

  6. ali soysal diyor ki:

    oya çok güzel bir yazı tebrik ederim… bu kadar köyümüzü methetme sonra herkes doluşur… ali soysal

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter