Avuç Kadar Bir Kedi 10

 

 

Halının üzerinde ne kadar uyudum bilmiyorum ama uyandığımda pencereden görünen gökyüzü kararmıştı. Demek akşam olmuş. Çevreme bakıyorum büyük odada tek başımayım. İçeriden televizyonun sesi geliyor. Yavaşça ayağa kalkıyorum, biraz su içmem gerek. Koridordaki su tasıma doğru yürürken birden başım dönüyor. Yarına az kalmış olmalı, sabaha iyileşeceğim. Gerçi kendimi hiç iyi hissetmiyorum ama… Veterinerim iki iğnede iyileşir demişti.

Suyumu içip televizyonlu odaya girdim. İnsan ablam beni görünce kollarını açarak,

-Uyandın mı bebeğim? Diyor.

Bebeğim? Ne tatlı bir kelime. Kulağa da ne hoş geliyor.  Bunu söylerken insan ablam öyle güzel gülüyor ki, koca gözlüklerinin ardındaki gözleri çizgi gibi oluyor.

Bana açılan kollara koşarak gidiyorum. Bir an önce birisi beni kucağına alsın, sevsin, bana güzel sözler söylesin istiyorum. Moralim çok bozuk.

İnsan ablamın kucağında ne kadar yattım bilmiyorum,  derin bir uykuya dalmışım.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 9

 

 

Nihayet sabah oldu. Yine en önce ben uyandım. Gece pek iyi uyuyamadım. Hem dün yaptığım yaramazlık hem de hastalığım bana huzursuz bir gece geçirtti. Veterinerim;  iğneyi yaparken “Bu onu rahatlatır, bir tane daha yaparız iyileşir” demişti. Bugün ikinci iğneyi olmaya gideceğiz diye hatırlıyorum. Bu eve geldiğimden beri o kadar hızlı olaylar gelişti ki; zihnim karmakarışık.

Ev; sabahın ilk saatlerinde çok sessiz. Koridorda gezmeye başlıyorum. Bir aşağı, bir yukarı… Büyük odaya girmek istiyorum ama insan ablam her an uyanabilir diye vazgeçiyorum. Daha bu odayla ilgili iki çift lafı dinlemedim. Uyanır uyanmaz onu kızdırmak istemiyorum. Bu gibi durumlarda galiba en iyisi insan annemin yanına sokulmak. Sabahları ilk onun yanına gitmek daha akıllıca olur. Dur bir bakayım, insan annem kıpırdanıyor mu? Benim de uyuduğum odaya girip, yatağa bakıyorum. Eveeet, yatak örtüsünün altında ayakları hareket ediyor. Demek uyanmış. Hoppa, ben de yatağa atlayayım, insan annemle beraber oyun oynarız belki.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 8

 

 

 

Artık eşyaların isimlerini, kelimelerin anlamlarını öğrenmem gerekiyor. Yeni yaşamımda kendimi eğitmeliyim. Aklım, insan ablamın söylediği “bozuşuruz” kelimesine takıldı kaldı. Ne demek istedi acaba? Kötü bir şey olduğu belli ama gerçek anlamını bilmek istiyorum. Bundan sonra çevremdeki konuşmaları can kulağıyla dinlemeliyim. Kediler için okul olmadığından ben de her şeyi dinleyerek, izleyerek öğrenirim. Keşke bizim de gideceğimiz okullar olsa. Eski köyümdeki haylaz çocuk gibi ben de her sabah okula gitsem, kedi annem beni kapıdan uğurlasa.

Yeni evimde ilk ciddi kararımı alıyorum.  İnsan ablamı çok iyi gözlemlemeye karar verdim. Gözümü kulağımı çok büyük açıyorum. İlk öğrendiğim şey elindeki aletin adı oldu. Cep telefonuymuş. Gerçi hiç cebinde görmedim, hep elinde. Onunla hem konuşuyor hem de başka şeyler yapıyor. Şimdilik sadece konuştuğunu anlıyorum diğer yaptığı işler çok karışık. Ama azimliyim, ben bir iyileşeyim her şeyi öğreneceğim.

Devamını oku→

Avuç Kadar Bir Kedi 7

 

 

Şimdilik her şey yolunda ama benim bir an önce iyileşmem gerekiyor. Yoksa bu yeni yaşamımın keyfine varamayacağım. Yemeğimi yedikten sonra insan annemin yanına gittim. Beni kollarının arasına alarak kucakladı. Ben de ona mırlayarak şarkı söyledim. Sarılarak öylece oturduk. İnsan annemin kollarının arasındayken kedi annemi düşündüm. Beni özlemiş midir acaba?

İnsan ablam kitap dolu odaya girdi, bir türlü çıkmıyor. O odada ne yaptığını merak ediyorum. İnsan annemin kollarının arasında biraz debelenip yere atlayıveriyorum. Patilerimin yere değmesiyle birlikte sırtıma bir ağrı girdi. Bir an kıpırdayamadım. İnsan anneme çaktırmadan derin derin nefes alıp biraz ağrının geçmesini bekledim. Az sonra rahatladım. Demek ki böyle ani hareketler yapmamam gerek. Şu hastalık ne zor şeymiş.

Yavaş adımlarla kitap dolu odaya girdim. İnsan ablam veterinerdeki abla gibi küçük bir ışıklı kutunun karşısına geçmiş bir şeyler yapıyordu. Ellerinin birer parmağıyla ışıklı kutunun üzerindeki ufak şeylere hızlı hızlı basıyor, o bastıkça tıkır tıkır sesler çıkıyordu. Aynı benim mamalarımın yemek kabıma konarken çıkardığı ses gibi.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter