Meryl ve Oya…

Sosyal Butonlar

 

 

Doğum günüm yaklaşırken her yıl olduğu gibi yaşamış olduğum yaşın bana ne gibi getirileri veya götürüleri olduğunu düşünmeye başladım. Kırk yaş için yazmış olduğum yazıda devrim yapmış,  yaşamıma kendi isteğim doğrultusunda,  olanaklarım ölçüsünde yön verebilmiştim. 50 yaşına geldiğimde ise kendimce  oldukça yol katetmiştim.  Birkaç gündür bu konu yine aklıma gelmeye başladı. 55 yaşına yaklaşmakta olduğumdan 60’lara  merdiven dayamış bir insanın düşünceleri ve yaşama bakışını kendi penceremden  izlemeye başladım ve ömrüm yeterse  3 yıl sonra yazmayı düşündüğüm yazının detayları bir bir şekillenmeye başlamıştı ki….

O yazıyla karşılaştım…

 

Yazıyı Meryl Streep yazmış…

“I no longer have patience for certain things, not because I’ve become arrogant, but simply because I reached a point in my life where I do not want to waste more time with what displeases me or hurts me. I have no patience for cynicism, excessive criticism and demands of any nature. I lost the will to please those who do not like me, to love those who do not love me and to smile at those who do not want to smile at me. I no longer spend a single minute on those who lie or want to manipulate. I decided not to coexist anymore with pretense, hypocrisy, dishonesty and cheap praise. I do not tolerate selective erudition nor academic arrogance. I do not adjust either to popular gossiping. I hate conflict and comparisons. I believe in a world of opposites and that’s why I avoid people with rigid and inflexible personalities. In friendship I dislike the lack of loyalty and betrayal. I do not get along with those who do not know how to give a compliment or a word of encouragement. Exaggerations bore me and I have difficulty accepting those who do not like animals. And on top of everything I have no patience for anyone who does not deserve my patience”. – Meryl Streep

 

Dilara ERDEM yazıyı şöyle Türkçeleştirmiş….

 “Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok.  Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum.  Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabullenmekte zorlanıyorum. Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”.

55 yaşına kadar beklemeye gerek kalmadığını ve bu yazıyı okuduktan sonra hemen hemen aynı düşüncelere sahip olduğum ve bu temada bir yazı yazacağım için;  üstelik te oyunculuğunu keyifle izlediğim  bir  aktrist olan Meryl Streep in yazısını her cümlesine yürekten katılarak paylaşmayı uygun gördüm…

 

Oya ENGİN 08 Eylül 2014, İstanbul…

 

 

Comments are closed.

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter