Galiba Yaşlanıyorum…

Sosyal Butonlar

 

 

Sordum, soruşturdum. Geçmişe özlemler çoğalıyorsa, “ Bizim zamanımızda,” diye başlayan cümleler kurmaya başladıysak ya da bir şarkıyla kendimizi anılarımızın içinde buluyorsak artık yaşlanma eğilimindeymişiz. Bir de kokular. Nereden çıkıp geldiğini anlayamadığımız bu kokular bizi peşine takıp, bazen mutlu bazen de hüzünlü anılarımızın içine çekiveriyorlar.

Dün akşam bir hasta ziyaretine giderken bahçeli apartmanların sıralandığı bir sokaktan geçiyordum. Çocukluğumun kahramanlarından, Anadolukavağı’ndaki bahçemizin asırlık çam ağacının kokusu birden beni sarıp sarmaladı.

Ağacımızdan ayrılalı tam 26 yıl olmuş. Evimizin kapısını açtığımız her sabah ilk onunla karşılaşırdık. Devasa gövdesi, sedir şeklindeki dalları, kozalakları ile bize günaydın der, reçineli kokusuyla günümüzü aydınlatırdı. Boğaziçi’nin tarihi, nadir ağaçlarından biriydi. Dedemin babası 1800 lü yılların başında dikmiş ve yeni sahibi tarafından  nasıl korunamadığını anlayamadığımız ana kadar yaşamıştı. Aslında koruma altında olan bir ağaçtı. Bahçe düzenlemeleri yapılırken köklerine zarar verilmiş olduğunu tahmin ediyorum.  Bir asırı devirmiş  ağaç bir kaç yılda  kuruyup gitti. Şunu dediler. Ağaca yıldırım düştü. Nedense 1800’lü yıllardan beri düşmeyen yıldırım 1990 yılında düştü. Küresel ısınmadan dolayı olabilir mi acaba?

Ağacımızın altında kardeşimin sünnet düğününü, benim 15. Yaş günü kutlamasını, geleneksel “Yarım Ekmek Arası Köfte Partisi” etkinliğimi, konu komşunun kına gecelerini yapmıştık. İlkbahar aylarıyla beraber altına kocaman bir masa kurar, eski tahta kolçaklı muşamba koltuklarımızı yerleştirir, tüm günümüzü orada geçirir, neredeyse sadece yatmadan yatmaya eve girerdik. Dallarından birine kocaman bir salıncak kurar, sallanır da sallanırdık. Köpeklerimiz, kedilerimiz çam ağacımızın altında mesut mutlu yaşardık.

Şehrin ortasında, bir apartmanın bahçesindeki çam ağaçları beni kokularıyla geçmişe sürükledi. Kendi ağacımızın da içinde olduğu çocukluk günlerime geri götürdü. Kokunun geldiği bahçenin duvarına yaslandım. Gözlerimi kapattım. Kocaman bahçemizdeki mutlu, tasasız, ailemizin hep bir arada olduğu günlere döndüm. O zamanlar ne kadar mutluymuşuz. Babam da bizimleyken.

Eyvah, ben galiba yaşlanıyorum. Olsun korkmuyorum.

 

Oya ENGİN/20.11.2014, İstanbul.

 

One comment on “Galiba Yaşlanıyorum…

  1. Sedat Tiryaki dedi ki:

    Asırlık çam ağaçlarının her insan için önemi büyüktür .Anadolu kavağı ilk okulunda okuyup baharın gelişiyle “Bizim zamanımızda” gleneksel hale gelmiş ceneviz kalesinin sağ tarafına düşen kısımdaki koca çam ağacının altında piknik yapmak o gün bizi çok mutlu ederdi. Bu mutluluklar hep anılarda kalacak insanların hırsları yüzünden bu tür mutluluk araçları yok olup gidiyor. Tek söylenecek söz “Selam olsun o günlere”
    Figo

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter