Category: Yaşam

Cumhuriyet Bayramı…

 

Pek çok kez Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yürüdüm, etkinliklere katıldım, konser izledim bazen sadece ekrandan seyrettim. Çocukluğumda da mensubu olduğum bando takımıyla  Cumhuriyet Bayramlarında etkinlikler içinde bizzat bulundum. Bu yüzden Cumhuriyet Bayramı kutlamaları benim için çok heyecan vericidir. Bu yıl;  birkaç gün önce haberim olduğu bir etkinliğe katılarak farklı bir kutlama yapmayı planladım. Sevgili bir dost ile yolumuz bu etkinlik öncesinde kesişince hani derler ya “tadından yenmez” işte tam da öyle oldu.

 

Beykozdayız. Akbaba Köyünde.

Burada gelenekselleşmiş bir kutlama töreni yapılıyor. Köy kahvesinin önündeki çay bahçesinde toplanan Akbabalılar, yaşlı, genç, çocuk, kadın, erkek dememiş her yeri doldurmuşlar. Katılımcıların kıyafetleri bayrağımızla öyle uyumlu bir görüntü sergiliyordu ki yer gök kırmızı beyaz olmuştu sanki. Hemen girişte hazırlanan sahnede bir müzisyen canlı olarak marşlar söylüyor,  halkı coşturacak parçalar çalıyordu. Geniş bir ekranda bir önceki etkinliğin video görüntüleri oynuyor, ağaçlara asılmış ay yıldız desenli balonlar arasında ellerindeki kağıt bayrakları sallayan çocuklar koşuşturup duruyordu.

Devamını oku→

Ah Şu Çocuklar…

 

Bu yıl 37. si Yapılan Tüyap İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’na  her yıl okur olarak katılırım. Taksim meydanındaki büyük otelin altında açıldığı yıllardan beri. Uluslararası kimlik de kazanmasıyla oldukça gelişen fuar katılımcılar ve ziyaretçiler açısından ayrıcalıklı bir hale geldi.

Tam  otuz yedi yıl. Bazıları için koca bir ömür, bazıları içinse göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre. Son dört yıldır yazar olarak katıldığım fuarda çocuk kitabı yazarı olduğum için haliyle daha çok çocuklarla haşır neşirim. Yetişkinler ile de iletişim halindeyim elbette. Bu yıl yine iki gün imza günüm vardı. Okullarıyla gelen, aileleriyle gelen ve tek başlarına gelen, hepsi çok özel ve değerli çocuklar.

Devamını oku→

Anneannemin Sandığı

 

 

Bu iki kelimenin benim için ne ifade ettiğini düşünmeme neden olan hikâyeyi okuduktan sonra fark ettim ki,  anneannemin sandığı yok. Ben henüz dokuz yaşındayken anneannem bu dünyadan ayrıldı. Zaten yaşamının son beş yılını hastalıkla boğuşarak geçirdiğinden kendimi bildiğim zamanlarda da sağlıklı bir iletişim kuramadık. Oysa iki apartman yanımızda oturup günün büyük bir bölümünü yanında geçirmemize rağmen.  Bu yüzden onun sandığına rast gelemedim. Belki de ilk yazdığım çocuk kitabını anneannemin evinde bulduğum bir kutu içindeki fotoğraflardan kurgulamamın bu yoklukla bir bağlantısı vardır.

Bir sandık neden vardır ve genellikle bu bir çeyiz sandığıdır? Devamını oku→

35. Evlilik Yıl Dönümü…

Adamın daha şimdiden canı sıkılmaya başladı. “Nasıl geçecek bu on gün?” diye hayıflanırken karısı elinde atıştırmalıklarla dolu olduğu belli bir poşetle terminal marketinden çıktı.  Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter