Category: Kültürel

Kedisiz Ülke…

 

 

Ortaokul arkadaşlarımızla akşam yemeği yemek üzere rutin buluşmalardan birini gerçekleştirirken “Nereye seyahat etsek acaba? Hadi Balkan turu yapalım” derken İsviçre’de yaşayan arkadaşımızla telefon marifetiyle kurduğumuz canlı bağlantı sonucu ‘kandırılıyoruz’ ve oracıkta İsviçre’ye uçak biletlerimizi alıveriyoruz.

Hiç birimizin görmediği bir ülke olması, orada bizi bekleyen candan arkadaşlarımızla buluşma heyecanı, Heidi ve Alp dağlarına çocukluğumuzdan  beri sempati duymamız,  gideceğimiz tarihlerde hava şartlarının dört mevsim özelliklerini yansıtmasının ‘kandırılmamızda’ büyük rol oynadığını belirtmek isterim.

Zaman su gibi akıp geçti, seyahat tarihimiz geldi çattı. Sorunsuz bir uçuştan sonra valizimizdeki taze soğanlar, salatalıklar, nane, maydanoz, dereotlarını ve de meşhur kısırımı yapmama yardım edecek bilumum acı biber ve salçaları da sular seller gibi gümrük kapılarından geçirdikten sonra “Hoş bulduk Zürih.”

Devamını oku→

Cilveli Kahve…

 

Kahve benim yaşamımda önemi olan bir içecek…

Hani olmazsa olmazlar var ya, işte ondan.  Ben tek tip kahve içenlerden değilim.. Elbette Türk Kahvesi favorim ama diğer aromalara da  ı- ıh demem.. Örneğin  Antakya’dan getirttiğim  “Kaküleli Arap Kahvesi”  evimde sıkça bulunur.. Keza “Sakızlı Kahve” de öyle… Sakızlı Kahveyi  bazen kendim de üretirim…  İçerken de kaparım gözümü; Alaçatı’nın dar sokaklarına atarım kendimi… Koklarım fincandan tüten mis gibi  sakız karışmış  buğuyu…

Kış mevsimi  Cunda’da ya da Küçükkuyu’da  o güzelim kahvehanelerde ”Dibek Kahve ” içmek de başka bir keyif… Gerçi dibek; bir kahve aroması değil,  bir öğütme şekli ama lezzeti bir başka işte. Neden kış mevsimi derseniz, yazlık yöreleri kışın gezmeyi çok seviyorum… Çevreyi daha rahat gezebiliyor, mekanların tadını daha fazla çıkarabiliyorum. O yanlızlık ve terkedilmişlik kokusu her yere sinmiş oluyor. Canlanma umudunu ayağımın bastığı,  gözümün gördüğü her yerde hissedebiliyorum. Sokak hayvanları daha bir sokulgan, esnaf daha bir istekli oluyor.  Issız sahillerde denizin güçlü dalgalarını dinleyerek uzun yürüyüşler bana iyi geliyor.

Devamını oku→

Ay Işığında Oynayan Balıklar

İçinden İstanbul geçen bir ilk gençlik romanı. 12 yaşındaki Maya’nın Boğaziçi kıyısında bir köyde yaşadığı yaz tatili hayatına yön veriyor. Yaşadığı birbirinden keyifli olaylarla hem doğa sevgisi gelişiyor hem de insan ilişkilerine bakış açısı değişiyor. Tüm bunları yaşarken köyün en yaşlılarından Hikâyeci Osman’ın anlattığı ilginç efsaneler, hikayeler ve anılarla hem tarihe bir yolculuk yapıyor hem de yüzyıllar boyunca Boğaziçi’nde yaşananları öğreniyor.

Bu kitap biraz da çocukluk yaşlarındaki arkadaşlıkları ileri yaşlarda dostluğa çevirmeyi başaranlar için. 13- 15- 16 Kasım’da  saat 11.00- 15.00 saatleri arasında 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda 3. Salon 3509/B no.lu Ceylan Çocuk Yayınları standında görüşmek üzere…

 

Oya ENGİN/30 Ekim 2016, Çanakkale

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter