Category: Kültür

Cilveli Kahve…

 

Kahve benim yaşamımda önemi olan bir içecek…

Hani olmazsa olmazlar var ya, işte ondan.  Ben tek tip kahve içenlerden değilim.. Elbette Türk Kahvesi favorim ama diğer aromalara da  ı- ıh demem.. Örneğin  Antakya’dan getirttiğim  “Kaküleli Arap Kahvesi”  evimde sıkça bulunur.. Keza “Sakızlı Kahve” de öyle… Sakızlı Kahveyi  bazen kendim de üretirim…  İçerken de kaparım gözümü; Alaçatı’nın dar sokaklarına atarım kendimi… Koklarım fincandan tüten mis gibi  sakız karışmış  buğuyu…

Kış mevsimi  Cunda’da ya da Küçükkuyu’da  o güzelim kahvehanelerde ”Dibek Kahve ” içmek de başka bir keyif… Gerçi dibek; bir kahve aroması değil,  bir öğütme şekli ama lezzeti bir başka işte. Neden kış mevsimi derseniz, yazlık yöreleri kışın gezmeyi çok seviyorum… Çevreyi daha rahat gezebiliyor, mekanların tadını daha fazla çıkarabiliyorum. O yanlızlık ve terkedilmişlik kokusu her yere sinmiş oluyor. Canlanma umudunu ayağımın bastığı,  gözümün gördüğü her yerde hissedebiliyorum. Sokak hayvanları daha bir sokulgan, esnaf daha bir istekli oluyor.  Issız sahillerde denizin güçlü dalgalarını dinleyerek uzun yürüyüşler bana iyi geliyor.

Devamını oku ►

Ay Işığında Oynayan Balıklar

İçinden İstanbul geçen bir ilk gençlik romanı. 12 yaşındaki Maya’nın Boğaziçi kıyısında bir köyde yaşadığı yaz tatili hayatına yön veriyor. Yaşadığı birbirinden keyifli olaylarla hem doğa sevgisi gelişiyor hem de insan ilişkilerine bakış açısı değişiyor. Tüm bunları yaşarken köyün en yaşlılarından Hikâyeci Osman’ın anlattığı ilginç efsaneler, hikayeler ve anılarla hem tarihe bir yolculuk yapıyor hem de yüzyıllar boyunca Boğaziçi’nde yaşananları öğreniyor.

Bu kitap biraz da çocukluk yaşlarındaki arkadaşlıkları ileri yaşlarda dostluğa çevirmeyi başaranlar için. 13-15-16 Kasım’da saat 11.00- 15.00 saatleri arasında 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda 3. Salon 3509/B no.lu Ceylan Çocuk Yayınları standında görüşmek üzere…

Oya ENGİN/30 Ekim 2016, Çanakkale

Dersimiz İstanbul

 

 

Bu projede yer alan iki kitabım, ANNEANNEMİN GİZEMLİ FOTOĞRAF KUTUSU ve DENİZ KOKULU ŞEHİR….

 

DERSİMİZ İSTANBUL

İstanbul ‘Tarihi Yarımada’sının Yedi Tepesine Yedi Öykü

İstanbul’un ‘Tarihi Yarımada’sını, yedi tepeyi anlatan öyküler, çocuklar için Ceylan Çocuk Yayınları tarafından yayımlandı. Beş ayrı yazar tarafından çocuklar için kaleme alınmış yedi kitap.

Saraylar, camiler, medreseler, kiliseler, sinagoglar, sarnıçlar, kuleler, meydanlar, çarşılar, çeşmeler… Sultanahmet, Çemberlitaş, Beyazıt, Fatih, Yavuz Selim, Edirnekapı, Samatya…

Eline alıp bir simit ve bir şişe su, yeditepede dolaşmak istiyorsun. Sarayda bir şehzade ya da sultan oluyorsun. Çarşılarında dolaşan bir kedi. Elindeki simidi kapmak isteyen martı parmağını gagalıyor. Cami avlularındaki güvercinlere yem atıyorsun gülerek. İstanbul’un surlarında ‘Barışa Yolculuk’ yaparak yeditepe turunu tamamlamış bulunuyorsun.

  1. Uluslar arası İstanbul Kitap Fuarı, Ceylan Yayınları   standında   ” Yeditepe İstanbul Öyküleri” imza etkinliğinde sizleri de aramızda  görmekten mutluluk duyarız.

 

Tarih: 07 Kasım 2015 Cumartesi / 08 Kasım 2015 Pazar, Saat: 12:00-15:00

Yer: 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı-Beylikdüzü

Ceylan Yayınları (Ceylan Çocuk Yayınları)

Salon No: 3 Stant No: 509 C

 

İlgili kişi: Tuncay MAT, Fuat UYGUR

Tel       : 0554 6572 841/ 0212 5320956 / 0536 549 8718

e-mail : ceylanakademi@gmail.com

 

 

Çocukluğumun Hıdrellez’i…

O6 Mayıs 2013, İstanbul…

Bugün  Hıdrellez..

Çocukluğumuzun büyük heyecanlarından.. Günler öncesinden hazırladığımız anlık dilekler ve  çoğunlukla da gelecek hayatımızla ilgili güzel ,temiz, saf dileklerimizi yazdığımız kağıtları, çizdiğimiz resimleri dualar eşliğinde büyük gül saksılarımızın dibine yerleştirir, dallarına asardık. Sabah ezanından sonra kalkıp dilekleri kontrol ederdik. Eğer dilekler yerinde yoksa kabul edileceğine, eğer yerlerinde duruyorsa umutların bir sonraki Hıdrellez zamanına saklanacağına inanırdık.

Ben hep iki katlı pembe panjurlu ev resimleri çizerdim. Bahçesinde rengarenk çiçekleri olan.  Şimdilerde düşünüyorum da o yıllarda mutluluğun tarifi iki katlı pembe panjurlu evlerdi. Filmlerde, romanlarda kafamıza bu  yerleştirilmişti. Sanki pembe panjuru  olmayan evde yaşayanlara mutluluk haramdı. Yıllar içinde yani büyüdükçe öğrenecekmişiz ki panjur da pembe de ev de bizim beynimiz, gönlümüz ve hayata bakış açılarımızmış.

Devamını oku ►

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter