Category: Kadınlar

Mutlu Yaşlar Komşum…

 

 

Galiba bugün Didem’in doğum günüydü. Dün akşam çöpü dışarı çıkarırken karşılaştıklarında elinde kocaman bir pasta kutusu taşıyordu, bir dolu poşet ile birlikte. Bu sabah yukarısı da kalabalık olduğuna göre, öyle olmalıydı. Müzik sesine karışan kahkahalar aşağı kata kadar geliyordu.

Partinin neşesi onu da sarmaladı.  Ayaklarıyla tempo tuttuğunu fark ettiğinde kendi kendine gülümsedi. Tarçın da mutluydu. Sallanan ayağına sürünüyordu. Kulak kabarttı, “Papatya gibisin beyaz ve ince,” diyordu tok bir erkek sesi.

“Nedir bu şamata sabahın köründe, “ diye kükreyerek mutfağa giren kocasının sesi beyaz papatyaların boynunu büktü. Yukarı kattan mutfağına dolan pırıltılı güneş ışıkları yok oldu.  Çizgili pijamasının bir paçası ayağının altında sürüklenen kocası uyumaktan şişmiş gözlerini tavana dikmiş papatyalara isyanını haykırıyordu.

Devamını oku→

Döngü…

 

Yüz otuz dört adım  ileri  sonra  yüz otuz dört adım geri.  Bazen  şafak sökerken, sancılı bir gün doğumunda.  Bazen  gecenin hüzün yüklü iniş saatlerinde, bazen koyu zifiri karanlıkların ıssızlığında bazen de günün en hararetli koşuşturmasının içinde.  Yaşam yüz otuz dört adımla sınırlanmış. Hapishane avlularındaki voltalara benzer bir haller içinde.  Tek fark gecenin ıssızlığını bozan koridorlardaki ayak seslerinin çıkardığı melodi.  Sevdiği bir dinleti olduğundan onu sakinleştirebilen hemen hemen tek şey.  Hastası uykuya dalabildiği zamanlarda kendini attığı yüz otuz dört adımda biten koridor.

Devamını oku→

Keşke…

 

K e ş k e.

Beş harfli bir kelime.

Hatta üç harften meydana geliyor.

Belki de sebep olduğu olayları sık sık tekrarladığımızdan mıdır nedir, o da kendi içinde tekrara düşmüş…

Çocukken annelerimiz arkadaşlarımızla oynamak için sokağa çıktığımız zaman arkamızdan sıkı sıkı tembihlerdi.

“sakın kapının önünden  bir yere ayrılma” diye…

Biz de ne yapardık? Hep bir fırsatını bulup başka kapıların önünde gidip, oralarda  oynamayı isterdik. O başka kapıların cazibesi bizi çeker sürüklerdi. Kapılardan vazgeçtim başka mahallelere, başka evlere gitmek için can atardık.

Meğerse kendi kapımızın  önü  ne kadar  da güvenliymiş…

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter