Category: Hikaye

Kırık Kollu Berjer Koltuk

 

 

Cavidan; o gün alış veriş yapması gerektiğinden işten biraz erken çıktı.  Akşam liseden iki kız arkadaşıyla ev partisi yapacaklardı. Birkaç atıştırmalık, biraz içecek, nostaljik hikâyeler az biraz da dedikodudan ibaret küçük bir toplantı.

Hava ısırgan bir rüzgârla insanı üşütürken bir yandan da dinamik kılıyordu. Hızlı adımlarla markete ilerlerken kafasının içindeki yarın tamamlaması gereken raporun son maddeleri ile yardımcısının mutfak dolaplarının kapaklarının silip silmediği sorusu birbirine karıştı. Her seferinde sıkı sıkı tembihlemesine rağmen evi bir türlü istediği gibi temizlenmiyordu. Para istemeye gelirken iyi, iş yapmaya gelirken üstünkörü. Ah bir evinin kadını olamamıştı ki, her yeri kendi temizlesin. Yemeklerini istediği gibi pişirsin. Temizlik bezlerini iş bittikten sonra yıkayıp, çamaşırlığa boy sırasına göre dizsin.  Boy sırası çok önemliydi. Annesi yıllarca kızına  ev kadınlığını öğretmeye çalışırken, her defasında çamaşırların ipe boy sırasına göre dizilmesi gerektiğini söyleyip durmuştu. Olmamıştı bir türlü.  Evinin işini kendi yapabilen bir kadın olamamıştı. Yoğun iş yaşamının içinde neredeyse eve bile zor giriyordu. Uzunca bir süredir ev hayatına karşı bir özlem duymaya başladığını hissetti.

Devamını oku ►

Çay Gibi…

 

 

Burçe ve Ali  on yıl boyunca hiç karşılaşmamışlardı. İlk kez o gün yüz yüze görüşeceklerdi. Ayrılmalarının ardından bir süre ortak arkadaşları ondan haberler getirmişti.  Başlarda bu haberleri duymayı reddetmiş, sonra merakına yenik düşmüş, hatta istemişti bir şeyler duymayı. Ali’nin hayatında olamayacağına iyice inanınca vazgeçti onun hayatına kulak kabartmaktan. Unutmayı başaramıyordu böyle yapınca. Herkesi tembihledi. Ali ile ilgili hiç bir şey anlatmasındı kimse.

*

Onca yıl sonra bir gece adını yazdı sosyal medya arama butonuna. Aynı soyadlı ne çok Ali vardı. Aradığı bakışları buldu. Değişmişti Ali, gözlük takmış, sakal bırakmıştı. Birkaç fotoğrafı daha vardı. Hakkında kısmını inceledi, ilişki durumuna baktı. Hiçbir şey yazmıyordu.  Eğitim durumuna bakınca “O başardı” diye düşündü.  On yıl öncesini hatırladı. Gerçi hiç unutmamıştı ya…

Devamını oku ►

İki Kadın Bir Adam…

 

 

Elindeki poşetlerin içini son kez kontrol etti.  Birkaç soğuk meze,  kasap köftesi, siyah ekmek, ufak bir yoğurt, domates, ikisi bir arada kahveler.  Sabah için süt, peynir, zeytin, su. Bir paket de sallama bitki çayı. Haftasonu  için yeterli gibiydi.  Saatine baktı. Son baktığından bu yana sadece yedi dakika geçmişti.  Marketin otoparkındaki aracına yürüdü ağır adımlarla. Müjgân’ı otomobilde beklemeye karar verdi. Hava güneşliydi ama ne de olsa kış mevsimindeydiler. Üşütüp hastalanmak istemiyordu. Poşetleri bagaja yerleştirdikten sonra otomobile binmeden tekrar yolu kontrol etti, Müjgân görünürde yoktu.

Dikiz aynasında birkaç saat öncesinde fönlenmiş saçlarını elleriyle tekrar düzeltti. Oturduğu yerde geriye yaslanarak düşünmeye başladı. En sevdiği şeydi bir başınayken düşüncelere dalmak. Bu haftasonu kaçamağını iyi düşünmüştü.  Müjgânın yüzüne bakarak söylemek istediği şeyleri konuşacaklar ve Mehmet, muhtemelen bu hafta sonundan sonra hayatından tamamen çıkıp gitmiş olacaktı. Artık özgür kalmak hakkıydı.

Devamını oku ►

Bira ve Patatis…

 

 

Demet bir an önce dosyalarını toparlayıp ofisten çıkmak istiyordu. Bir sürü aksilik üst üste gelmiş, bir de sekreteri ofis içinde geçirdiği bir kaza sonucu ayak bileğini incitmişti. Bir süre bazı işleri yanlız yürütmesi gerekeceğinden canı bir hayli sıkkındı..

Bilgisayarını kapatırken direkt telefonu çaldı. İsteksizce açtı. Bir erkek kendisine adıyla samimi bir tonda hitap ediyor, hal hatır soruyordu. Tanıyamamıştı, “kimsiniz” dedi. Erkek kendisini tanıttı.

-Ben Barış Acar.. Sizinle bir mesele hakkında yüz yüze görüşmek istiyorum.

Devamını oku ►

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter