Category: Güncel

2018 dilekleri…

2017 yılını nasıl geçirdiniz bilmiyorum ama  birkaç saat sonra içinde yaşamaya başlayacağımız 2018 yılı için ben her şeye rağmen umutlu olmak istiyorum.

Yeni yılda daha fazla kitap okumak, insanlarla daha fazla vakit geçirmek, sinema ve tiyatroya daha fazla zaman ayırmak, kısa seyahatlere çıkmak gibi ruhuma iyi gelecek etkinlikler planlamaktayım. Bakalım ne kadarını başarabileceğim. Teknik bir arıza olmazsa tabi…

2018 yılı;  sağlıklı, şanslı, bol neşeli, mutlu sofralı, huzurlu, sevgi dolu, dostlarla paylaşılan değerli anları olan, rengârenk açan çiçekli, pırıl pırıl bir gökyüzüne sahip, bol bereketli, hayırlı haberlerle dolu, bol seyyahatli, bayram tadında kavuşmaları olan, mutlu çocukları göreceğimiz, gülen yüzlerle dolu, streslere kapalı bedenli, ruh sağlığımızın ayarında olduğu,  cüzdanlarımızın hiç boş kalmadığı, bol şükürlü, facebooklu, instagramlı, bol “like” lı, geliri giderinden fazla, elemsiz kedersiz, birlik ve beraberlikle, dedikodusuz, kilonuz kararında, çaylı kahveli şerbetli, iyi ki bunları yaşadım, iyi ki bunları yaptım diyerek, kendinizi çok sevdiğiniz, ışıl ışıl parladığınız, internetli ve  umut dolu bir yıl olsun.

Ben eksik yazmışımdır. Gerisini siz tamamlayın :)

 

Oya ENGİN, 31 Aralık 2017, İstanbul

 

Komşu.. Komşu…

 

 

Tv de yemek programını dinliyorum. Seyretmiyorum ama evde seyredenler olduğu için zorunlu olarak uzaktan da olsa kulak misafiri olmak zorunda kalıyorum.  Sesini yaya yaya konuşan sunucu hanım kızımız mutfakta konuğunu ağırlarken hiç durmadan da konuşuyor.

Günün tarifleri, hanımlarının yaptıkları gün toplantısında ikram edebilecekleri yiyecekler. Neler yaptılar görmedim ama programın sonunda sunucu kızımızın söylediği bir cümle beni çok rahatsız etti. Diyebilirsiniz, rahatsız olacak o kadar şey arasında bula bula bunu mu buldun? Buldum işte… Kızımız diyor ki; ohhh, (burada o kulak tırmalayıcı sesi iyice tuhaflaşıyor) işte böyle bir sofrayla gününe gelen komşularını kıskançlıktan çatlatırsın.

Devamını oku→

Fısıldayan Zeytin Ağacı…

Bir süredir yazılarımı yayınlamaya ara vermek zorunda kalmıştım. Yazmaya değil tabi…

Bu arada ne yaptım? Üç tane çocuk romanı yazdım. İkisi Kazdağları’nda geçen zeytin kokulu bir hikâye. Diğeri de İstanbul’da yaşayan herkesin sık sık gittiği bir ilçeyle ilgili…

Bu yoğun çalışmanın ilk ürünü “Fısıldayan Zeytin Ağacı” kitabı 36. İstanbul Kitap Fuarı’nda sizlerle buluşuyor. Ben de 06-07 Kasım tarihlerinde daha önce yayınlanan üç kitabımla birlikte en son yayınlanan kitabımı da imzalıyor olacağım.

Fısıldayan Zeytin Ağacı’nın yazılış hikayesi de benim için çok anlamlı. Yıllardır büyük bir keyifle dinlediğim, annemin Kazdağları’nda geçen çocukluk anılarından yola çıkılarak yazıldı.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter