Cami Avlusu…

Sosyal Butonlar

 

 

Her sabah Üsküdar’da işe giderken bir cami avlusunda vakit geçiriyorum. Çarşıya açılan kemerli arka kapısından başımı hafifçe eğerek geçip, denizle kucaklaşmanın hemen öncesinde sağ taraftaki kabirlerle göz göze gelip avluya giriyorum. Yaşamın devamlı olmadığını, mutlak ve mutlak zamanı gelince bu aleme veda edeceğimizi her gün yeniden idrak ediyorum.

Benim gibi bir çok telaşlı ayak yanımdan geçip gidiyor. Ama ben cami avlusuna girince biraz mola veriyorum. Önce deniz havasını soluyorum. Doğadan yüklendiğim negatif enerjileri, oksijende bulunan pozitif enerjiyle yer değiştiriyorum. Sonra avluda içerilere doğru ilerlemeye başlıyorum. Sabah serinliğinde buranın atmosferinin tadını çıkarmak çok keyifli. Caminin konumu nasıl da güzel, mimarisi, manzarası, hikâyesi…

İskeleye giden başka yollar olmasına rağmen özellikle buradan geçiyorum. Hoşuma gidiyor çünkü. Severim cami avlularını. Hele bu aralar yeni palazlanmış beş tane kedi yavrusu da var. Al sana bir mola sebebi daha… Yavrulardan bir tanesi çok cingöz. İnsanlarla da haşır neşir olmuş. Ağacın altında oturup oynaşıyoruz. Ellerimi ısırıyor iğnecik dişleriyle. Sevgi ısırığı diyorum ben buna. Acıtmadan; ama ben varım, buradayım, seninleyim dercesine…

Evsizler de var avluda. En güvenli yere sığınmışlar. Namaz kılınan açık alanlardaki halıların üzerine kıvrılmışlar. Belli ki daha sabah olmamış onlar için. Uyuyorlar. Bazen sabah namazını kılamamış insanlar oluyor, belki de şükür namazı kılanlar… İbadet edenler, uyuyanlar, bir yerlere yetişen telaşlı adımlar, oynayan kediler… Hepsi birbirine karışıyor. Uzaktan bakınca fotoğraf güzel görünüyor.

Buraya kadar her şey çok güzel.

Ancak, çok rahatsız eden bir şey var. Çevre kirliliği. Elbette temizlik elemanları çalışıyor. Devamlı bakım yapıyorlar. Çiçekler, ağaçlar sulanıyor. Dökülen yapraklar süpürülüyor, mermerler yıkanıyor. Ama ya insanların artıkları…

Bizim gibi camilerine düşkün insanların ibadethanelerine gösterdikleri hoyratlık, acımasızlık, sevgisizlik, hürmetsizlik…Yemişler atmışlar, içmişler fırlatmışlar, silmişler buruşturup bırakmışlar. Poşetler, petler, çerler, çöpler… Bir halk ki ibadethanesine bu kadar kötü davranan… Adlandıramıyorum… Pes diyorum sadece…Kabullenemiyorum.

Bir çok ibadethane gezdim. Halen de gezerim. Kiliseye de gittim, Cem evine de, Camilere de…Ama cami avlularına halkın gösterdiği özensizliği hiçbir yerde görmedim. İman temizlikle başlar, temizlikle biter… Yanlızca bedenimize, evimize, kendi bahçemize değil adım attığımız her yere özen göstermeliyiz… Bana ait olan yer temiz olsun gerisi ne olursa olsun zihniyetinden derhal uzaklaşmalıyız. Bu konunun eğitim sistemimizde acilen yer bulmasını umut ediyorum. Çevre bilincinin yeni yetişen nesillerin zihnine adeta kakılması gerekliğine inanıyorum.

Oya ENGİN

20.07.2015, İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter