Annem’e…

Sosyal Butonlar

 

Her Çarşamba semt pazarımız vardı. Annem kış mevsimi olduğundan  bizi yanına almaz ,Çarşamba günleri  yeni doğmuş kardeşimi de bana emanet eder bir koşu pazara gider ve dönerdi. Bilirdim ki her Çarşamba günü bana pazar dönüşü incecik, pırıl pırıl, yepyeni bir hikaye kitabı gelecek. Sırf bu kitabın hatırına  kardeşimin  ağlamalarına katlanırken zaman bir türlü geçmezdi. Kardeşim de çok minik olduğundan annesinin yokluğunu hemen hisseder annem gelene kadar hep mız mızlanırdı. Bense  acaba bu gün hangi hikaye ile hangi kahramanlarla buluşacağım diye sabırsızlanırdım.

Annemi genelde camda bekler, uzaktan arkasındaki küfeci amcayla köşeyi döndüğünü görünce içimdeki kuşlar yuvalarından birden bire çıkmaya ve şen cıvıltılarıyla ötmeye başlardı. Kapı açılır annem içeri girer, küfeci amca küfenin içindekileri yavaşça kapı eşiğine bırakır ve parasını alır giderdi. Amca bütün bunları yaparken başını öne eğer gözlerini pazar kese kağıtlarından hiç ayırmazdı. Evin eşiğinde  küfeci amcaların hiç birinin yüzünü gördüğümü hatırlamıyorum.

Küfeden çıkan sebzeler, meyveler ve mutlaka pazar yerinde annemin gözünün önünde kesilmiş bir tavuk ve temiz bir kağıda sarılmış benim yeni maceram eşikte öyle beklerken annem önce kardeşimin yanına koşar onu kontrol ederdi. Ben de doğru heyecanla beklediğim paketin başına koşardım. Annem her hafta bıkmadan aynı kelimelerle aynı ses tonuyla bana seslenirdi.

“önce paketler mutfağa taşınacak, işler bitecek, o kitap sonra okunacak”

Bu cümleyi bu yaşıma kadar hep duydum. Hala da duyuyorum. Hatta en nefret ettiğim ikililerden biri  budur. “işler bitecek, kitap sonra okunacak”  Annem her zaman söyler. Bu çocuğa okuma alışkanlığını verdim ama ayarını tutturamadım diye. Oysa kendisi de bir zamanlar kitapların dünyasında çok gezmiş, çok maceralar yaşamış, kah gülmüş kah ağlamıştır. Armut dibine düşmüştür. Çare yoktur.

Annemle yaşamımız boyunca birbirimize çok iyi arkadaş, dost olduk. Tek anlaşamadığımız nokta bir araya geldiğimizde benim çantamdaki kitaplar ve artık biz geç ergenlerin yeni oyuncağı bilgisayar. Kitaplarla kendi tanıştırdı. Bilgisayarla ise hayat. Kitap hep vardı. Çağı yakalamayı seven biz geç ergenlerin bilgisayardan uzak kalamayacağı yadsınamaz bir gerçek.

Bu aralar çok yazı yazıp okuma işlerine fazla zaman ayırdığımın farkındayım…Yarın tamamen onunla ilgileneceğim. Yanından ayrılmayacağım.. Ona hediye olarak televizyondaki yemek programlarında gördüğü ve çok istediği köz tavası aldım.. Bekleyemedim verdim bile.. Çok sevindi… Minicik bir hediye onu nasıl heyecanlandırdı.

Buradan kendi annemin şahsında tüm annelerin, anne adaylarının ve içinde anne sevgisi taşıyan tüm canlıların “Anneler Gününü” gönülden kutlarım.

Oya ENGİN/ 11 MAYIS 2013

 

 

 

 

One comment on “Annem’e…

  1. Eylül Özcan dedi ki:

    Oya abla demek ki Gürsel Teyze sayesinde kitap kurdu oldun ?

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter