gelin

Gelin Olmak…

Evlenmeyi çok isteyen gelin adaylarını izlesem bir köşeden. Eski gelinlerle yeni gelinlerin konuşmalarını dinlesem gizliden. ...

imagesz

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun...

Hava karlı, kabus gibi... Medya devamlı insanları uyarıyor.  Mecburiyetiniz yoksa evden çıkmayın diye. Biz ne yaptık? İstanbul’dan Ankara’ ya...

gato_naranja_social

Yaşlı Kadın ve Kedi…

    Her sabah uyandığında gördüğü ilk şey olan tavandaki lekelerden gözünü ayırmadan yatağında doğruldu. “Badana yapmak lâzım ama kim ...

2015-Yılbaşı-Tebrik-Kartları

Yeni Yıl Mektubu…

    Hayatımızdan bir bölümü daha arşivlemek üzereyiz. Yeni yıla girerken bir önceki yıla ait anıları sarıp sarmalayarak öncekilerin ya...

İnsanlar

gelin

Gelin Olmak…

Evlenmeyi çok isteyen gelin adaylarını izlesem bir köşeden. Eski gelinlerle yeni gelinlerin konuşmalarını dinlesem gizli...

Yaşam

imagesz

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

Hava karlı, kabus gibi... Medya devamlı insanları uyarıyor.  Mecburiyetiniz yoksa evden çıkmayın ...

Kültürel

cilveli kahve

Cilveli Kahve…

  Kahve benim yaşamımda önemi olan bir içecek... Hani olmazsa olmazlar var ya, işte ondan.  Ben tek tip kahve içenlerden değilim....

Hayvanlar

aşk

Eleni ve Sevgilisi…

        Eleni. Çok güzeldir. Bir o kadar da ağırbaşlı. Hani derler ya,  hanım hanımcık. İşte tam da öyle....

Gelin Olmak…

Evlenmeyi çok isteyen gelin adaylarını izlesem bir köşeden. Eski gelinlerle yeni gelinlerin konuşmalarını dinlesem gizliden.
Beni öyle seviyor ki… Evlenme teklif edecekmiş… Sürprizim var dedi. Her teklifi kabul etmem dedim. Öyle bir teklif olmalı ki yıllarca konuşulmalı… Ne hazırlayacak acaba? Çok heyecanlıyım. Sosyal medya hesabımda videosunu yayınlayacağım.
Sonra kurdukları hayallerin içine bıraksam kendimi, onların yerine geçsem. Mutlu bir yuva. Sıcacık. Son moda mobilyalarla döşenmiş. Kat kat perdeler, taşlı storlarla korunmuş. Bin bir emekle örülmüş çifter çifter dantelli havlular, onlarca oyalı yemeni, yedi dağın çiçeğini kıskandıracak renklerde dokunmuş düzinelerle çetiklerle dolu çeyiz sandığım…
Evime gelen konuklarıma hazırlayacağım soframa koyacağım yuvarlak olursa burun kıvrılacak ille de kare model yemek tabaklarım ve ona uygun bardak takımlarım… Hele çatal bıçaklarım son moda olmazsa vay halime…

Devamını oku→

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

Hava karlı, kabus gibi…

Medya devamlı insanları uyarıyor.  Mecburiyetiniz yoksa evden çıkmayın diye.

Biz ne yaptık?

İstanbul’dan Ankara’ ya özel araçla yola çıktık.

İnsanlar kaç yaşına gelirlerse gelsinler maceracı ruhları değişmiyor. Birlikte yolculuk yaptığım  yaklaşık 35 yılını bir arada geçirmiş iki  arkadaş hep böyleydik. Zorluklar bizi yıldırmıyor.  Araç şoförümüz  “Size madalya takarlar inanın, bu havada bir çok kadın değil  seyahate mahalledeki markete bile çıkmıyor” dedi.

Yolculuğumuzun ilk kısmı beklendiği gibi  yazılı ve görsel basında belirtildiği şekilde  kazasız belasız gidiş istikametinde sonlandı. Ankara’da ki bir kaç saatlik işimizi tamamladıktan sonra hemen İstanbul’a doğru yola çıktık.

Dönüş yolunda araç içinde  katıldığımız toplantının kritiğini yaparken bilgisayar çantamızın içinden bir cd çıktı. Üzerinde “Karışık” yazıyordu. Çalmaya başladık…

 

Yoğun kar yağışı altında  buzlu ve karlı yolların üzerinden neredeyse  kayarak giderken cd den yükselen melodilerle  bir sıcaklık arabanın içini, oradan da bizleri sarıp sarmaladı. Zaman tüneline girmiş gibi olduk.  Bir cd sayesinde birden 2012 ler yerine  1970 li yıllarda bulduk kendimizi.

Müziğin etkisiyle çalışmayı  bir kenara bıraktık. Zor şartlarda bir yolculuk yaptığımızı unuttuk. Termosumuzdaki sıcak suyla bir güzel kahvemizi  yapıp koltuklarımıza biraz daha rahatça oturarak kendimizi müziğe teslim ettik.

En büyük zenginliğin aşk olduğunu vurgulayan bir şarkı;

Olmaz olsun cüzdanımda milyonlar, kalbimde sevgin oldukça , zenginlik, mal, mülk, para neye yarar yanımda sen olmayınca derken,

Kalbinden şikayetçi olan bir başkası ;

Ah kalbim ben senden çok çektim vallahi sen delisin, delisin, diyerek öz eleştiri yapıyor.

İlk Eurovision şarkımız ise,

Seninle bir dakika , umutlandırıyor beni ,bir dakika siliyor canım, yılların özlemini , hasret tükenmez gibi , kavuşmak bir dakika,  sevmek bir ömür sürer…

diyerek aşk dolu bir dakikanın tüm özlemleri bitirdiğini söylüyor.

Aşka küsen biri  ise,

Son verdim kalbimin işine, aklım ermedi gidişine diyerek  aşka küsme nedenini açıklıyor.

Aşk temalı şarkılar peş peşe sıralanıyor…

Dizlerim titrer sen görününce , hani o gelişin var ya ,  aklımdan çıkmaz bütün ömrümce, o  çapkın gülüşün var ya,  senden başka ,  senden başka ,sevemem ben hiç kimseyi…

Bir tanem söyle canım, ne dilersen dile benden, istersen dost olalım göklerdeki turnalarla, istersen evlenelim davullarla zurnalarla, istersen çınlatalım dört bir yanı şarkılarla…

Akıllarda kalan, eskimeyen, dinlendiği zaman insanları peşinden sürükleyen şarkılar hep aşk şarkıları. Zamansız şarkılar diyorum bunlara… Bu eserleri yaratanları düşünüyorum…

1970 li yıllarda bu şarkıların kıymetini bilememişim. Yaşım küçüktü. Henüz gerçek aşklardan habersizdim. O yıllarda  kim bilir nelerle meşgülmüşüm? Bir tek Fenerbahçe aşkıyla yanıp tutuştuğumu hatırlıyorum. Şimdilerde beni hiç heyecanlandırmayan bir aşk. Sonraları da hayatın bana biçtiği başka rolleri oynamakla o kadar haşır neşirmişim ki… Bu güzel şarkıların haklarını vermeyi ıskalamışım.

Hava soğuk, şarkılar sıcak. Melodiler havadaki ve yollardaki buzları eritti. 6 saat nasıl geçti. Bilemedik. Tipiden geçtik, buzlarda kaydık, rampalardan çıkamadık . Zincir taktık, zincir çıkardık. Ama olsun. Ankara-İstanbul arasında yolculuk yaparken müzik aracılığıyla aşk’ı yeniden irdelemek ve aşkın müzik, müziğin kadınlar üzerindeki etkisini tartışma fırsatı bulduk. Yaptığım en ilginç yolculuklardan biri oldu.

Bu sabah uyandığımda pencereden nazlı nazlı yağan kar  tanelerini izlerken uzun yıllardır ilk defa şarkı söylerken buldum kendimi.

Sevmek için yaratılmış kalpler hep bomboş niye, sevmesini bilmiyorsan bakma sakın gözlerime, mutluluğu arıyorsan inan inan sözlerime , yok yok yalan deme sevgi denen o gerçeğe, sevmek acı gerçek acı benzer birbirine , sevmesini bilmiyorsan bakma sakın gözlerime, mutluluğu arıyorsan inan inan sözlerime,  yok yok yalan deme sevgi denen o gerçeğe , sevmek acı gerçek acı benzer birbirine…

Ne diyeyim bilmem ki, hazır sevgililer günü de gelmişken…

Ah bu şarkıların gözü kör olsun…

 

Oya ENGİN/ 14 Şubat 2012, İstanbul

Yaşlı Kadın ve Kedi…

 

 

Her sabah uyandığında gördüğü ilk şey olan tavandaki lekelerden gözünü ayırmadan yatağında doğruldu. “Badana yapmak lâzım ama kim yapacak?” diye mırıldanarak bacaklarını divandan aşağı sallandırdı. Bir süre yere bakarak kıpırdamadan durdu, elleriyle saçlarını düzeltti,  sonra yeniden  lekelere baktı.  “Kimi bulsak ki?” diye düşündü. Biri ters dönmüş terliğini ayağıyla düzelterek giydi, banyoya gitti.

Yüzünü yıkadıktan sonra doğruca mutfağa yöneldi.  Menfezden giren havayla mutfak buz kesmişti. Ev kaloriferliydi ama faturalar yüksek geldiğinden kombiyi her gün çalıştırmıyordu.  Kalın hırkalar örmüş, eski bir polar battaniyeden kendine sabahlık dikmişti. Kışın bunlarla idare ediyor, kombisini çok soğuk havalarda ya da hastaysa yakıyordu.  Oğlunun verdiği harçlıkları idareli kullanmaya dikkat ediyordu. Bir gün oğluyla gelininin konuşmasına istemeden kulak misafiri olmuş,  duyduklarına çok üzülmüştü.  İki evlatları vardı onların da… Ev taksitleri, yeni aldıkları eşyalar, okul harcamaları… Gelinin annesi de hastaydı. Sık sık memlekete gitmeleri gerekiyordu. Böyle anlarda rahmetli kocasına sitem eder, beş parasız bırakıp gittiği için gönül koyardı.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter