Kırık Kollu Berjer Koltuk

    Cavidan; o gün alış veriş yapması gerektiğinden işten biraz erken çıktı.  Akşam liseden iki kız arkadaşıyla ev partisi yapacaklard...

Balat’tayız.

Her ayın ilk Cumartesi günü Balat Deliler Kahvehanesinde yaptığımız kitap söyleşilerinin Mart ayı etkinliğine beklerim. ...

Komşuda Üç Gün (Yunanistan)

    Hem yurtdışı olsun, hem yakın mesafe hem de kısa süreli bir tatil olsun diyenlerdenseniz hemen yanı başımızda komşumuz Yunanistan’...

Cumalıkızık-Mudanya-Tirilye-Gölyazı...

  Gökçeada gezisinin tozu hâlâ üzerimizdeyken biz dört gezgin kadın kendimizi yeniden yollarda bulduk. Bizim için her yolculuk bir diğerine es...

Yaşam

Cumhuriyet Bayramı…

  Pek çok kez Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yürüdüm, etkinliklere katıldım, konser izledim bazen sadece ekrandan seyrettim. Çocu...

Hikaye

Kırık Kollu Berjer Koltuk

    Cavidan; o gün alış veriş yapması gerektiğinden işten biraz erken çıktı.  Akşam ...

Kültür

Nasıl Yazdım?

  Kitaplarımın yolculuğundan bahsetmek istiyorum bu yazımda. Birkaç kişi “Nasıl başladın kitap yazmaya?”diye sorunca ben de çocuk ki...

Gezi

Komşuda Üç Gün (Yunanistan)

    Hem yurtdışı olsun, hem yakın mesafe hem de kısa süreli bir tatil olsun diyenlerdenseniz hemen yanı başımızda komşumuz Y...

Videolar

Fısıldayan Zeytin Ağacı

Fısıldayan Zeytin Ağacı

Fısıldayan Zeytin Ağacı "Ayza, Kazdağları’nda yaptıkları kısa tatilde zeytin ağacının önemini keşfediyor. Anneannesinin çocukluğunun geçti...

Geçmişten Gelen Hazine

Fısıldayan Zeytin Ağacı kitabının devamı olan bu hikâyede, Ayza katılmayı çok istediği okul gezisine sonunda gider. Gezi sırasında Kazdağlarında kamp yaptıkları bir gece Otis adında kendi yaşlarında tuhaf bir çocukla tanışır. Otis, dedesinin bıraktığı mektupta bahsettiği değerli bir hazineyi aramaktadır. Ayza ve Otis hazineyi birlikte aramaya karar verince kendilerini sıra dışı olayların geliştiği bir macera içinde bulurlar. Konuşan güvercin Adonis ve Sarıkız’ın kazlarından İdios ile birlikte zamanlar arası bir yolculuğa çıkarlar. Altın Bulut’a binip Kazdağlarını boydan boya dolaşırlar.

Bu kitapta dedesinin bıraktığı hazineyi arayan Otis ve ona yardım eden Ayza’nın, Kazdağlarında başlayıp Midilli Adası’na kadar da uzanan heyecan dolu macerası sizi bekliyor.

 

 

Kırık Kollu Berjer Koltuk

 

 

Cavidan; o gün alış veriş yapması gerektiğinden işten biraz erken çıktı.  Akşam liseden iki kız arkadaşıyla ev partisi yapacaklardı. Birkaç atıştırmalık, biraz içecek, nostaljik hikâyeler az biraz da dedikodudan ibaret küçük bir toplantı.

Hava ısırgan bir rüzgârla insanı üşütürken bir yandan da dinamik kılıyordu. Hızlı adımlarla markete ilerlerken kafasının içindeki yarın tamamlaması gereken raporun son maddeleri ile yardımcısının mutfak dolaplarının kapaklarının silip silmediği sorusu birbirine karıştı. Her seferinde sıkı sıkı tembihlemesine rağmen evi bir türlü istediği gibi temizlenmiyordu. Para istemeye gelirken iyi, iş yapmaya gelirken üstünkörü. Ah bir evinin kadını olamamıştı ki, her yeri kendi temizlesin. Yemeklerini istediği gibi pişirsin. Temizlik bezlerini iş bittikten sonra yıkayıp, çamaşırlığa boy sırasına göre dizsin.  Boy sırası çok önemliydi. Annesi yıllarca kızına  ev kadınlığını öğretmeye çalışırken, her defasında çamaşırların ipe boy sırasına göre dizilmesi gerektiğini söyleyip durmuştu. Olmamıştı bir türlü.  Evinin işini kendi yapabilen bir kadın olamamıştı. Yoğun iş yaşamının içinde neredeyse eve bile zor giriyordu. Uzunca bir süredir ev hayatına karşı bir özlem duymaya başladığını hissetti.

Devamını oku→

Balat’tayız.

Her ayın ilk Cumartesi günü Balat Deliler Kahvehanesinde yaptığımız kitap söyleşilerinin Mart ayı etkinliğine beklerim.

Komşuda Üç Gün (Yunanistan)

 

 

Hem yurtdışı olsun, hem yakın mesafe hem de kısa süreli bir tatil olsun diyenlerdenseniz hemen yanı başımızda komşumuz Yunanistan’ın sınırımıza yakın bölgeleri biçilmiş kaftan. Bizim için durum tam da böyle olduğundan haftasonu tatilimize Cuma gününü de ekleyerek üç günlük bir tatil planladık.  Neredeyse herkesin gittiği ama benim bir türlü fırsat yaratamadığım Dedeağaç, İskeçe, Gümülcüne ve Kavala’yı gezmek üzere gezgin kadınlar grubumuz ve grup üyelerinden birinin eşi ile birlikte beş kişi düştük yollara.

Gezimizi kendi aracımız ile gerçekleştirdik. Araç için yeşil sigorta, şengen (Schengen) vizeler (yeşil pasaportlara vizesiz), araç kullanacaklar için yenilenmiş ehliyetler hazır; Perşembeyi Cumaya bağlayan gece sabaha karşı 04.00 sularında ortak buluşma noktamız Mecidiyeköy’den hareket ettik.

Saat 08.00 de İpsala Sınır Kapısından tüm işlemlerimizi ve Dutyfree gezimizi de tamamlamış olarak Yunanistan’a giriş yaptık.

Sınır bölgesinde seyahat edenlerin dinlenmeleri için düzenlenmiş bir alanda aracımızı park edip bagajımızdaki atıştırmalıklarımızın bulunduğu beslenme sepetimizi :) açtık. Termoslarımızdaki çaylarla birlikte tatlı bir serinlikle bize hoş geldin diyen Yunanistan’da kara bir sokak köpeğiyle birlikte keyifli bir kahvaltı yaptık. Molayı kısa kesip tekrar yola koyulduk.  Yaklaşık yarım saat sonra Dedeağaç’da olacağız.

İlk gece konaklayacağımız Dedeağaç sabah saatlerinde oldukça sakin, yüzünü saklandığı bulutların arasından ara ara gösteren güneşine eşlik eden hafif esintili rüzgârıyla sevimli, temiz, düzenli bir sahil şehri.  İlk olarak otelimizi buluyoruz, şanslıyız ki odalarda bir gün önceden kalan yok. Eşyalarımızı yerleştirirken bir detayı hepimiz fark ediyoruz. Odamızın perdelerinin bir kanadı kırmızı bir kanadı beyaz. Yerleşme işimiz bitince ilk işimiz doğruca sahile kahve içmeye gitmek oluyor.

Devamını oku→

Cumalıkızık-Mudanya-Tirilye-Gölyazı Gezisi…

 

Gökçeada gezisinin tozu hâlâ üzerimizdeyken biz dört gezgin kadın kendimizi yeniden yollarda bulduk. Bizim için her yolculuk bir diğerine esin kaynağı oluyor. Bu kez sonbaharın güzelliklerini yaşamak, rutin işlerimiz arasında bir günlük de olsa nefeslenmek için ver elini Bursa dedik. Rotamızı önce Cumalıkızık sonra Mudanya oradan Tirilye ve en sonra da Gölyazı olarak oluşturduk.
Günübirlik bir gezi planladığımız için sabah olabildiğince erken yola çıkıyoruz. Sabah kahvaltısını orman içinde doğal bir ortamda yapmak istedik. Evden hazırladığımız pratik kahvaltılıklar ve bir termos çay bizim için yeterli oluyor. Cumalıkızık köyü girişindeki mesire yeri bu iş için biçilmiş kaftan. Sonbaharın tüm güzelliği bize cömertce eşlik ediyor. Öbek öbek fışkırmış kokinalar arasına yerleştirdiğimiz seyyar koltuklarımızda orman havasını soluyup kuş sesleri dinleyerek sabah yemeğimizi keyifle yiyoruz.

Cumalıkızık köyü hemen yanı başımızda. Ormandan çıkınca yolun kalabalıklığını görüp şaşırıyoruz. Meğer doğa bizi bu kargaşadan usulca saklamış.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter