yürüyen merdiven

Yürüyen Merdiven…

    Kadın telaşlı adımlarla metro istasyonuna girdi, turnikede akbilini okuttu, yeni kurulan güvenlik aletlerinin içinden hızla geçti,...

doktor

Hasta Ziyaretçileri…

    Sağlıklı bir insanın sabah uyandığı zaman görmek istediği en güzel manzaralardan biri pencerelerimizin arkasında bize yansıyor. Ön...

kumsal

Hasta oldum…

  Hasta olduğum zaman kendimi çok tuhaf hissediyorum. Aslında bu çok normal bir şey. Olağan halimden daha farklı bir durumdayım çünkü. Beş gün...

Anadolukavağı Kalesi

Anadolukavak’lıyız…

    Yaz mevsiminin ortasında babam “Ne dersiniz, Anadolukavağı’ndaki eve taşınalım mı?” diye sorduğunda ne yapacağımızı şaşırmıştık. İ...

İnsanlar

doktor

Hasta Ziyaretçileri…

    Sağlıklı bir insanın sabah uyandığı zaman görmek istediği en güzel manzaralardan biri pencerelerimizin arkasında bize ya...

Yaşam

yürüyen merdiven

Yürüyen Merdiven…

    Kadın telaşlı adımlarla metro istasyonuna girdi, turnikede akbilini okuttu, yeni...

Kültürel

12052584_534280840079678_7579932925768978077_o

Dersimiz İstanbul

    Bu projede yer alan iki kitabım, ANNEANNEMİN GİZEMLİ FOTOĞRAF KUTUSU ve DENİZ KOKULU ŞEHİR....   DERSİMİZ İST...

Hayvanlar

aşk

Eleni ve Sevgilisi…

        Eleni. Çok güzeldir. Bir o kadar da ağırbaşlı. Hani derler ya,  hanım hanımcık. İşte tam da öyle....

Yürüyen Merdiven…

 

 

Kadın telaşlı adımlarla metro istasyonuna girdi, turnikede akbilini okuttu, yeni kurulan güvenlik aletlerinin içinden hızla geçti, geçerken güvenlik görevlisi kızla göz göze geldi. Birbirlerine belli belirsiz tebessüm ettiler.

Upuzun merdivenin başına gelince biraz soluklandı. Hareket eden metal oluklu basamağa adımın attı, yürüyen kol bandına tutundu, bekledi. Düşünceleri de ayakları gibi hızlıydı. Yürüyen merdivenle ilk tanıştığı gün geldi aklına. Kızılay’da o dönemlerin en ünlü mağazasında binmişti. Yedi yaşındaydı. Kardeşinin geçirdiği ağır hastalık sırasında annesi onu dayısının yanına katmış  “Kızı oyala, bir şeyler yap, ben ilgilenemeyeceğim,” demişti. Dayısı onu ertesi gece trene bindirmiş Ankara’ya götürmüştü. Mavi Tren vardı o zaman. Haydarpaşa Tren İstasyonu’ndan kalkardı. Saat 23.05 dedi mi geceyi bölen düdük sesi ve homurtularla yola çıkardı. Eniştesinin sorduğu bilmece geldi aklına. “Bir yolcu gece tren giderken elindeki yüzüğü pencereden düşürürse istasyona varınca nerede düşürdüğünü nasıl anlar?” Düşünmüş, düşünmüş bulamamıştı. Eniştesi ipucu vermişti. “Say, tıkır, tıkırları,” Saymıştı tren kalkar kalkmaz, hiçbir şeyi kaybolmadığı halde. Belki de sabaha kadar sayacaktı, galip gelmeseydi uyku. Devamını oku→

Hasta Ziyaretçileri…

 

 

Sağlıklı bir insanın sabah uyandığı zaman görmek istediği en güzel manzaralardan biri pencerelerimizin arkasında bize yansıyor. Önümüzde uzayıp giden deniz manzarası, karşı kıyıdaki binalar, ağaçlar, martılar, gemiler, balıkçı tekneleri… İşte bildiğiniz Boğaziçi…

Hastam ağır bir zatürre geçiriyor. Boğazın tepelerindeki bu hastaneye yatırıldık. Yer bulmada çekilen zorluk neticesi üç kişilik bir odada alakasız bir servise kapı dibinde bir yatağa yerleştik. Güzelim manzara gözümüze görünmüyor, sadece hava ışıldadı mı, güneş battı mı, şu saat serum saati, işte iğnemiz geliyor… Bunlarla ilgileniyoruz.

Devamını oku→

Hasta oldum…

 

Hasta olduğum zaman kendimi çok tuhaf hissediyorum. Aslında bu çok normal bir şey. Olağan halimden daha farklı bir durumdayım çünkü. Beş gündür beni yatağa bağlayan  soğuk algınlığı neticesi dört duvar arasında yaşamak neymiş öğrendim. Yataktan fazla çıkmadan, dolanmadan, yemeden   içmeden… Genelde hayatının çoğu ev dışında geçen biri olarak bayağı sıkıntılı bir süreç. Devamlı yatmak istiyorum, zira kafam kalkmıyor. Kafa kalkmıyor ama çalışmaya devam ediyor. Kendimden vazgeçtim, geçmişle uğraşıyorum. Ölmüş yakınlarımın yatakta geçirdikleri süreler, neler hissettiklerini sorguluyorum. Kendi akrabalarım yetmedi çevremdekileri de düşünüyorum. Baktım yol çatallaşıyor, vazgeçiyorum, yattığım yerde hayâl kurmayı deniyorum.

Devamını oku→

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter